Sitenizesayac.com
SüperTeklif'e üye ol, sen de kazan!

« Önceki |

1/5/2009

çörek otu nigella sativa

Peygamber(S.A.V) tarafından övülmüş olan çörekotu bitkisi dünyanın değişik yerlerinde değişik isimlerle bilinir ve destekleyici tedavide de bolca kullanılır. Açık mâvi renkli çiçekler açan ve 20-40 cm boyunda bir senelik, otsu bir bitkidir çörek otu. Yol kenarları ve özellikle ekin tarlaları içinde bulunur. Gövde dik ve kısa tüylüdür. Yaprakların alttakileri saplı, üsttekileri sapsızdır. Çiçekler uzun saplı ve tek tektir. Taç yaprakları iki parçalı ve bal özü bezleri taşıyan 8 tâne küçük parça hâlindedir. Meyveleri çok tohumlu olup, tohumlar siyah renkli ve oval şekillidir. Güney Avrupa, Balkan memleketleri, Kuzey Afrika, Türkiye ve Hindistan’da yetiştirilmektedir.
Çörek Otu asırlar boyunca, bitkisi ve yağı ile birlikte, Afrika’da, Asya’da ve Ortadoğu’da, günümüzde ise Amerika ve Avrupa’da milyonlarca insan tarafından “sağlıklarını desteklemek için” kullanılmaktadır. Aromatik bir baharat türü ve siyah rengi hariç susam tohumuna benzer olan çörekotu, geleneksel olarak çeşitli durumlar ve tedaviler için mükemmel bir ilaç olarak da kullanılmıştır.,

İslam alimleri de peygamberlerinin övmüş olduğu bu bitkiye bigane kalamamış ve hakkında bolca eser yayınlamışlardır. El-biruni ve ibn-i Sina bunlardan bazılarıdır.

Günümüzde ise özellikle Amerika ve Avrupa’nın elit bilim merkezlerinde çörek otu hakkında araştırmalar yapılmakta ve her geçen gün yıldızı parlayan bu şifalı bitki hakkında kesin kanıtlar elde edilmektedir.

Takriben %21 protein, %38 karbonhidratlar ve %35 bitkisel yağlardan oluşmaktadır. İçeriğindeki aktif maddeler, nigellon, thymoquinon ve uçmayan yağlardır. Diğer maddeler ise, linoelik asit(Omega-6, Omega-3), oleic asit, palmitik asit, kalsiyum, sodium, potasyum, demir, çinko, bakır, magnezyum, selenium, fosfor, vitamin A, vitamin B, vitamin B2, niasin ve vitamin C dir.

Yukarıdaki maddelerden özellikle nigellon ve thymoquinon etken maddeleri çörek otunun destekleyici özelliğiyle doğrudan alakalıdır.


Hangi Hastalıklarda Kullanılır?

1- İlk olarak çörek otu bir hastalık durumunda kullanılabileceği gibi günlük veya gün aşırı olarak öylesine de tüketilebilir. Aşırı alınmadığı taktirde herhangi bir yan etkisi ve zararı bildirilmemiştir.(not: Alerjinizin olmadığını var sayıyoruz.)

2- Çörek otu Bağışıklık sistemini güçlendirir.

3- Vücudu tahrip eden mikroplara karşı vücut direncini artırır.

4- Kanserden AİDS e kadar bir çok hastalıkta kullanılabilir.

5- İltihaplı vakalarda iltihap engelleyici olarak kullanılabilir.

6- Nefes darlığı ve solunum yolları hastalıklarında iyi bir yardımcı etken olduğunu defalarca kanıtlamıştır.

7- Çörek Otu özünün(yağından bahsediliyor) meme, prostat, cilt kanseri gibi bazı kanser türlerinde kanser hücrelerinin gelişmesini yavaşlattığı görülmüştür

8- Bayanlarda sıkça görülen rahim ve vajinal iltihaplara iyi geldiği bilinmektedir. (Bunu, iltihabı ve akıntıyı meydana getiren mantar hücrelerini yutan vücut savunma hücrelerini destekleyerek başarmaktadır.)

9- Çörek Otu Karaciğeri Tahripten Korur

10- Ayrıca bu mucizevi bitki canlılarda biriken zararlı toksik zehirleri de baskılar ve onların vücuttaki zararlı etkilerini en aza indirir. Özellikle hava kirliliği yaşanan illerimizde ki insanlarımızın bu mucizevi bitkiden her gün almaları gerçekten faydalarınadır.

11- Kolon kanserini engeller.

12- Şeker hastalığına Karşı sonderece fatdalıdır.

13- Yüzyılımızın hastalıklarından birisi de alerjidir. Özellikle gelişmiş ülkelerin insanları “nedeni anlaşılamayan bir şekilde” hemen hemen her maddeye karşı alerji geliştirebilmektedir. Çörek otunun alerjik reaksiyonlarda vücudu baskılayıcı rol oynadığı Berlin Charite Ünv. Tarfından kanıtlanmıştır.

14- Egzama gibi rahatsızlıklarda çörek otu iyi bir iyileştiricidir.

15- Romatizmal hastalıklar.

16- Mide rahatsızlıkları ve reflü.

17- Böbrek hastalıkları.

18- Alkolün zararlı etkilerinin en aza indirilmesi.

19- Kalp damar hastalıkları.

20- Anti oksidan oluşu.

21- Kolesterolün düşürülmesi.

22- Hiper Tansiyon(yüksek tansiyon) vakalarında.

23- Uyarıcı etkilerinden dolayı; hemoroit, hepatit, nezle, ishal, öksürük ve tenya gibi etkiler.


En genel Olarak Çörek Otunun Faydaları Şu Şekilde Sıralanabilir;

• Mikrop, virüs ve mantarlara karşı öldürücü tesire sahiptir.
• İfraz boşaltıcı ve solunum borusunu genişleticidir.
• Kansere karşı koruyucu etkisi vardır.
• Kan şekerini düzenler.
• Yorgunluk halini giderip zindelik verir.
• Damar hastalıklarını önler.
• Cinsel gücü arttırır.
• Hazmı kolaylaştırır.
• Vücuttaki toksinleri süzerek atar.
• İdrar söktürücü özelliği ile safraya iyi gelir.
• Yaraların çabuk iyileşmesini ve hücrelerin yenilenmesini hızlandırır.
• Alerjileri önler.

• Savunma sistemini dengeler.
• Hormon sistemini ve ruh hâlini sağlamlaştırır.


Hastalıklara Göre Çörek otunun Kullanım Şekilleri;

Astım ve Bronşiyal Problemler (Uzak Doğu, Orta Doğu ve Malezya)
Kahve içerisine bir çay kaşığı Çörek otu yağı karıştırılır. Günde iki defa alıır. Aynı zamanda, her gece Çörek otu yağı ile göğüs ovulur ve kaynar su içindeki Çörek otu yağının buharı nefesle içeri çekilir.

Sırt ağrısı ve diğer Romatizma çeşitleri (Orta Doğu ve Malezya)
Az bir miktar Çörek otu yağı hafifçe ısıtılır ve daha sonra romatizmalı alan yoğun bir şekilde sıvazlanır. Günde üç defa da yağdan bir çay kaşığı içilir.

Şeker Hastalığı (Hindistan)
Bir fincan bütün Çörek otu, bir fincan su teresi veya hardal tohumu, yarım fincan nar kabuğu ve yarım fincan şahtere otu karıştırılır. Toz haline getirmek için mikserden geçirilir. Bir ay boyunca, Hergün kahvaltıdan önce bir çay kaşığı Çörek otu yağı ile birlikte bir çay kaşığı karışım alınır.

İshal (Hindistan ve Orta Doğu)
Bir fincan yoğurt ile bir çay kaşığı Çörek otu yağı karıştırılır. Belirtiler kayboluncaya kadar karışımdan günde iki defa içilir.

Kuru Öksürük (Orta Doğu ve Kuzey Afrika)
Kahve içerisine bir çay kaşığı Çörek otu yağı karıştırılır ve günde iki defa alınır. Göğüs ve sırt Çörek otu yağı ile ovulur.

Grip ve Burun Tıkanıklığı (Genel)
Herbir burun deliğine 3-4 damla Çörek otu yağı akıtma, burun tıkanıklığını ve kafanın soğuk algınlığı ızdırabını giderebilir.

Saçın Kırlaşması(Genel)
Çörek otu yağı ile düzenli bir şekilde saçlara masaj yapılması, saçların erken kırlaşmasını önleyebilir.

Saç Dökülmesi(Hindistan ve Orta Doğu)
Kafa derisinin tamamına limonu darbeli bir şekilde sürün ve takriben 15 dakika böylece hareket edin. Sabunlayın. Durulayın ve saçların tamamını kurulayın. Daha sonra Çörek otu ile kafa derisinin içine masaj yapın. Kahve veya çaya bir çay kaşığı Çörek otu yağı karıştırarak için.

Saman Nezlesi (Orta Doğu)
Bir yemek kaşığı Çörek otunu bir bardak limon suyuna karıştırın. Belirtiler giderilinceye kadar, günde iki kez alın.

Baş ağrısı (Genel)
Alın ve kulaklara yakın yüz kısımları Çörek otu yağı ile ovulur ve kafa bandajlanır. Aynı zamanda bir çay kaşığı Çörek otu kahvaltıdan önce alınır.

Sağlıklı Cilt (Hindistan)
Bir çorba kaşığı Çörek otu yağı ile bir çorba kaşığı zeytin yağı karıştırılır. Bu karışım ile yüz ovulur ve en az bir saat böyle devam edilir. Sabunla yıkanır ve durulanır.
yüksek tansiyon:
Kahvaltıdan önce her sabah iki diş sarmısakla birlikte herhangi bir içeceğe bir çay kaşığı Çörek otu yağı karıştırarak alın. Çörek otu yağı ile bütün vücudunuzu ovun ve üç günde bir kez 1.5 saat güneş ışınlarına maruz bırakın. Bu işlemlere bir ay devam edin.

Uyuşukluk ve Yorgunluk (Türkiye)
Bir bardak saf ve taze portakal suyu ile bir çorba kaşığı Çörek otuna her sabah 10 gün boyunca devam edilir.

Hafıza Düzeltme (Orta Doğu)
100 mg kaynatılmış nane içerisine bir çay kaşığı Çörek otu yağı karıştırılır ve 15 gün içmeye devam edilir.

Kas Ağrıları (Genel)
Ağrıyan yerler Çörek otu yağı ile ovulur.

Sinirsel Tansiyon Stresi (Hindistan)
Bir fincan çay veya kahve ile bir çay kaşığı Çörek otu günde 3 kez alınmaya devam edilir.

İktidarsızlık (Genel)
200 g zeytin yağlı öğütülmüş Çörek otu tohumu, 100 g günlük, 50 g Çörek otu yağı, 50 g zeytin yağı, 200 g saf bal güzelce karıştırılır. Her öğünden sonra bir çorba kaşığı alınır.

Uyku Bozukluğu (Genel)
Balla karıştırılmış herhangi bir sıcak içeceğe bir çay kaşığı Çörek otu yağı ilave edilip akşamları içmeye devam edilir.

Diş ağrısı ve Diş eti iltihabı (Genel)
Önce sirke ile birlikte Çörek otu tohumları pişirilir. Çörek otu yağı ilave edilir. Diş ağrısı ve diş eti iltihabını gidermek için bu karışımla ağızda gargara yapılır.

Ülserler(Yaralar) (Endonezya ve Hindistan)
Ateş üzerinde Çörek otu tohumları kavrulur. Süsen kökü yağı ile veya kına bitkisi yağı ile karıştırılır ve merhem haline getirilir. Daha sonra cerahatlı yaralar üzerine yayılır. Sonra sirke ile muamele edilerek yıkanır.

Çörek otu Tohumu mu? Çörek otu yağı mı?

  1. Tezde Çörek otu tohumunun lifli yapısının sindirilemediği bu durumun çörek otunun etkinliğini azatlığı savunulmaktadır. Bu durumda çörek otu yağının daha faydalı olduğu söylenir.
  2. tezde ise çörek otu tohumundaki lifli yapının tohumda bulunan etken maddeleri vücuda yavaş yavaş ama etkili bir biçimde verdiği ve aşırı dozları engellediği söylenir.

Bu iki tezin de bilimsel verilerle kanıtlandığı söylenemez. Kimin haklı olduğunu ancak uzun yıllar deneme yanılma yöntemi bize gösterecek.

9/1/2009

B HARFİYLE BAŞLAYAN BİTKİLER

Badem (prunus amygdalus) : Gülgillerden bir çeşit ağacın yemişidir. Meyvesi ancak çağla halindeyken yenir. Olgunlaştıktan sonra, sert kabukla kaplı olan içi yenir. Hekimlikte kullanılan kısmı da burasıdır. Başlıca 2 çeşidi vardır.

- Acıbadem
- Tatlıbadem

Faydası : Badem, bedeni ve zihni yorgunluğu giderir. Hamilelerin zayıf düşmemesini sağlar. Sütle içilirse mideyi kuvvetlendirir. Kabızlığı giderir. Nekahat devresini kısaltır. Böbrek mesane ve tenasül yollarındaki iltihapları giderir. Baş ağrısı, karaciğer ve böbrek ağrılarını hafifletir. Bronşit, boğaz ağrısı, anjin, boğaz yanması ve akciğer hastalıklarında faydalıdır. Bademyağı kabızlığı giderir. Egzama ve kaşıntıların verdiği rahatsızlıkları azaltır. Böbrek ve mesane taşlarının düşürülmesine yardım eder. Kulak ağrılarını dindirir. Yumurtayla karıştırılıp da, basur memelerine sürülecek olursa, ağrı ve yanmaları giderir.


Bakla (ful) : Baklagillerden hazmı kolay ve besleyici bir bitkidir. Ev ilaçlarında çiçekleri kullanılır. Bir çeşidi olan acıbakla ise, acı ve otsu bir bitkidir.

Faydası : İdrar yollarını temizler. Böbrek ağrılarını dindirir. Böbrek iltihaplarını giderir. Böbrek kum ve taşlarının düşürülmesine yardımcı olur. Lumbago, romatizma, siyatik ve dolama şikayetlerini giderir.


Baldıran (ağuotu) : Maydanozgillerden nemli yerlerde yetişen 1-2 metre boyunda zehirli bir bitkidir. Gövdesi kalındır. Saplarının alt kısmı erguvani renktedir. Yeprakları büyük, çiçekleri yayvan ve küçüktür. Terkibinde coniine vardır. Büyük baldıran ve küçük baldıran olmak üzere 2 çeşidi vardır. Ev ilaçlarında kullanılmaz.

Faydası : Hekimlikte ağrı giderici ve spazm giderici olarak, siyatik, tetanoz, epilepsi, trilemnius nevraljisi ve kore hastalığının tedavisinde kullanılır.


Baldırıkara (fujer) : Eğreltiotugillerden; nemli yerlerde yetişen otsu bir bitkidir. Yaprakları at yelesini andırır. Yurdumuzun hemen hemen her yerinde yetişir.

Faydası : Grip ve soğukalgınlığında hastayı rahatlatır. Balgam söktürür. Mide ağrılarını keser. Böbrek kumlarının dökülmesini sağlar. Derideki şişlikleri indirir. Saç dökülmesini önler. Aybaşı kanamalarının düzenli olmasını sağlar. Diğer ilaçlara da tat verici olarak kullanılır.


Balıkotu (hablülhilal) : Cava'da ve Malabar'da yetişen ve zehirli meyvesiyle balıkları sersemleterek yakalamaya yarayan zehirli bir bitkidir. 50 santim boyundadır. Dalları yeşil ve tüylüdür. İlaç olarak yaprak ve çiçekleri kullanır.

Faydası : Terletir, idrar söktürür. Vücudu rahatlatır. Had bronşit ve nezlede, bütün bulaşıcı hastalıklarda kullanılır.


Ballıbaba (laminum) : Ballıbabagiller familyasından bir çeşit bitkidir. Benekli ballıbaba ve arıların çok sevdiği ak ballıbaba gibi türleri vardır.

Faydası : Kabakulak, mayasıl ve kanlı basurda faydalıdır.


Bamya (hibiscus esculentus) : Ebegümecigiller familyasından; yaprakları asma yaprağına benzeyen, meyvesi beş bölmeli, tohumları yuvarlak ve yeşilimtrak gri renkte, sebze olarak yenen bir bitkidir. Amasya, Balıkesir bamyası gibi çeşitleri vardır.

Faydası : Kabızlığı giderir. Mide ve bağırsakların düzenli çalışmasını sağlar.


Banotu (konca) : Patlıcangiller familyasından; yol kenarlarında, gölgelik yerlerde yetişen, 80 santimetre kadar boyunda uyuşturucu ve zehirli bir bitkidir. Açık yeşil renktedir. Her tarafında beyaz, uzun tüyler vardır. Çiçekleri sarımtırak, kırmızımsı mor renktedir. Meyvesinin içinde yüzlerce tohumu vardır. Ev ilaçlarında kullanılması tavsiye edilmez.

Faydası : Teskin edicidir. Titreme ve çarpıntıyı giderir. Uykuyu kaçırır. Keyif verir. Beyin hastalıkları, kore hastalığı ve nikriste faydalıdır.


Basurotu (küçükkırlangıçotu) : Düğünçiçeğigiller familyasından; ilkbaharda çalılıklar arasında yetişen küçük bir bitkidir. Yaprakları üç parçalıdır. Yeşilimtıraktır. Yumruları yapraklarının arasındadır. Kökü küçüktür. Çiçekleri altın sarısı rengindedir. Sabahları açar, akşamları kapanırlar. Ev ilaçlarında kökleri kullanılır.

Faydası : Basur memelerinden doğan şikayetleri giderirler.


Behmen (kavzakökü) : Turp'a benzer, otsu bir bitkidir. 20 Ocak ile 20 Şubat arasında çiçek açar. Çiçeğinin rengine göre kızılbehmen ve akbehmen adında iki türü vardır.

Faydası : Basur memelerinden doğan şikayetleri giderir.


Bergamot (citrus bergamia) : Sedefotugiller familyasından bir çeşit narenciye türüdür. Meyvesinin kabuklarından güzel kokulu bir esans yapılır. Dalları seyrek ve kısa dikenlidir. Meyvesi armut şeklinde, sarımtırak yeşil veya altın sarısı rengindedir. 8-10 dilimi vardır. Bergamot meyvasından çıkarılan esans yeşilimtırak veya sarımtırak yeşil renktedir. Acı fakat hoş kokuludur.

Faydası : Koku vermesi için bazı ilaçlara ve çaya karıştırılır. Reçeli de yapılır.


Besbase (macis) : Hindistancevizi çekirdeğini örten özlü zardır. İçeriğinde esans ve yağ vardır.

Faydası : Teskin edici iştah açıcı ve vücudu kuvvetlendiricidir. Tavsiye edilen milktarı aşmamalıdır Aksi halde zehirlenme belirtileri görülebilir.


Beşparmakotu (kazotu) : Gülgillerden; yol kenarında ve çayırlarda yetişen 40-70 santimetre boyunda yabani bir bitkidir. Yaprakları beşparmak şeklindedir. Rozete benzer. Gümüşi renktedir. Uzun saplı çiçekleri, yaprakların arasından çıkar. Altın sarısı rengindedir. Yaprak ve kökleri Temmuz, Ağustos aylarında toplanıp kurutulur.

Faydası : İshali keser. Mide rahatsızlıklarını giderir. Vücuda kuvvet verir. Bademcik ve boğaz ağrılarını giderir. Diş ağrılarını dindirir. Diş etlerini kuvvetlendirir. Yüz lekelerini giderir ve cildi yumuşatır.


Bezelye (pisum) : Baklagillerden tırmanıcı bir bitki ve onun tohumudur.

Faydası : Kabızlığı giderir. Kan yapar. Kan kanserine karşı korur.


Biber (filfil) : Patlıcangillerden; taze iken yeşil ve çoğu acı olan meyvesi; sebze ve baharat olarak kullanılır. Bol miktarda C vitamini vardır. Acı ve tatlı, yeşil ve kırmızı çeşitleri vardır.

Faydası : Kırmızı biber ile hazırlanan ilaç, nevralji, lumbago ve romatizmada faydalıdır. Ayrıca biber, mideyi kuvvetlendirir. İştahı açar ve hazmı kolaylaştırır. Kanamaları önler. Cinsel arzuları kamçılar.


Biberiye (kuşdili) : Ballıbabagillerden; Akdeniz çevresinde çok yetişen; küçük, kalınca, ensiz ve kokulu yaprakları ile çiçeklerinden faydalanılan bir bitkidir. Yaprakları iğneye benzer. Boyu 2 metre kadardır. Çiçekleri mavi veya eflatundur. Çiçeklerinden renksiz veya soluk sarı renkte olan biberiye esansı çıkarılır. İçeriğinde kafuru, sineol, kamfen, pinen, borneol ve bornilasetat vardır.

Faydası : Hazımsızlığı giderir. Çarpıntıyı keser. Yarımbaş ağrılarını giderir. Baş dönmesini keser. Astım, bronşit ve kansızlıkta faydalıdır. Yağlı saçların yağını alır. Burkulmalarda ve deri yaralarında da haricen kullanılır. İdrar ve adet söktürür. Safra ifrazatını arttırır.


Binbirdelikotu (hypericum calycinum) : Çalılık ve fundalıklar arasında yetişen uzun ömürlü bir otsu bitkidir. 30-80 santimetre boyundadır. Gövdesi dört köşelidir. Yaprakları sapsızdır. Çiçekleri parlak sarı renktedir. Mayıs ve eylül aylarında çiçek açar.

Faydası : İdrar ve balgam söktürür. İştah açar. Sinirleri yatıştırır.


Bitotu (mezevek) : Düğünçiçeğigiller familyasından; bir çok çeşidi bulunan ve kuzey yarımkürede yetişen bir bitkidir. Tohumlarında Delphinine vardır. Zehirlidir.

Faydası : Bit, pire gibi zararlı asalak ufak böcekleri öldürmekte kullanılır.


Boruçiçeği (çançiçeği) : Çançiçekgillerden; çiçekleri boru biçiminde olan bir bitkidir. Çiçekleri turuncu renktedir.

Faydası : Nefes darlığı, bronşit ve astımın sebep olduğu rahatsızlıkları giderir.


Böğürtlen (tilkiüzümü) : Gülgillerden bahçe çitlerinde, yol kenarlarında kendiliğinden yetişen, dikenli bir çalıdır. Yemişi ahududuya benzer, fakat ondan küçüktür. Önceleri kırmızı iken sonraları kararır. Yaprakları; çiçekleri açmadan toplanıp, kurutulur. Birçok türü vardır.

Faydası : İdrar söktürür. Ayaklardaki şişlikleri indirir. Yüksek tansiyonu düşürür. Gözlerdeki zafiyeti giderir. Mesane taşlarının düşmesine yardımcı olur. Ağız, dil, diş eti ve bademcik iltihaplarını giderir. Kadınlarda görülen beyaz akıntıyı keser. Haricen kullanıldığı takdirde ağrıları dindirir, yanıkları iyileştirir. Kökü kaynatılıp, suyu içilecek olursa kandaki şeker miktarını düşürür.


Börülce (karnıkara) : Göbeği koyu renkli bir çeşit ufak fasulyedir. İçeriğinde protein, azot, nişasta ve C vitamini vardır.

Faydası : İdrar tutukluğunu ve anüs kaşıntısını giderir. Yanık tedavisinde kullanılır.


Buğday (triticium vulgare) : Birçenekligillerdendir. Sapları kamışsıdır ve içleri boştur. Çiçekleri başak şeklindedir. Yemişlerine buğday denir. İçeriğinde B vitamini ve karbonhidratlar vardır. Bunlar, tanelerin kepeğindedir. Bu nedenle buğday unu ne kadar çok kepekli, yani esmer olursa, o derece faydalı olur.

Faydası : Kepekli buğday unundan yapılan ekmek, kurabiye ve benzerleri bağırsakların düzenli çalışmasını sağlar. Kabız olmayı önler. Çimlendirilmiş buğday tanesi zihin yorgunluğu ve sinir bozukluklarını giderir. Damar sertliği, mide ve cilt hastalıkları olanlar, taze ekmek ve sıcak börek gibi şeyler yememelidirler.


Burçak (lathyrus) : Baklagillerden; taneleri hayvan yemi olarak kullanılan bir bitkidir. Taneleri mercimeğe benzer.

Faydası : Lapası; ezik, çürük tedavisinde; taneleri ise, isilik ve mayasılda kullanılır

4/1/2009

A HARFİYLE BAŞLAYAN ŞİFALI BİTKİLER

Abdestbozanotu (pimpinella saxisfrage) : Gülgillerden; siyah ve yeşil boya çıkartılan bir bitkidir. Rutubetli yerlerde yetişir. Boyu 70 santimetre kadardır. Kökü akıcıdır.

Faydası : Mideyi kuvvetlendirir. Göğüs ağrılarını dindirir. Ateşi düşürür. Boğmaca, öksürük ve baş ağrılarını keser. Vücuda dinçlik verir. Balgam ve ter söker. Burun kanamalarını keser. Bademcik şişlerini indirir. Mide yanması ve bağırsak gazlarını giderir. Çıbanın olgunlaşmasına yardım eder.
-----------------------------------------------------------------------------------------------------

Acıağaç (kuvasya ağacı) : Sedefotugillerden; 2-3 metre boyunda küçük bir bitkidir. İnce kabuklarının üzerinde sarı benekler vardır. Çiçekleri kırmızıdır. Sıcak ülkelerde yetişir. Bu ülkelerde acı ağaç kabuklarından yapılan kaplardan su içenlerin kuvvetleneceğine inanılır. Hekimlikte ; kökü, kabuğu ve odunu kullanılır. Etkili maddesi "Quassine"dir. Çok acıdır.

Faydası : İştah açar, hazmı kolaylaştırır. Ateşi düşürür. Tükürük ifrazatını arttırır. Mide, bağırsak, karaciğer ve böbreklerin çalışmasını düzenler. Böbrek sancılarını keser, taşların düşürülmesine yardımcı olur. Bağırsak kurtlarını döker. Kanamaları durdurur. Haşarat kaçırıcı olarak da kullanılır. Fazla kullanılacak olursa; baş dönmesi, mide bulantısı ve kusma yapar.
-----------------------------------------------------------------------------------------------------

Acıbakla (termiye) : Baklagillerden; otsu bir bitkidir. Acı taneleri kullanılır.

Faydası : Besleyicidir. İdrar söktürür ve idrar yollarını temizler. Böbrek iltihabını giderir. Böbrek taş ve kumlarının düşürülmesine yardımcı olur. Baş ağrılarını dindidir. Romatizma, lumbago ve siyatik ağrılarını keser. Albümin miktarını düşürür. Vücutta biriken tuzu atar.
-----------------------------------------------------------------------------------------------------

Acıçiğdem (güzçiğdemi) : Zambakgillerden; sonbahar aylarında çiçek açan, mor renkli, zehirli bir bitkidir. Rutubetli yerlerde yetişir. Hekimlikte haricen kullanılır.

Faydası : Romatizma ve nikris tedavisinde kullanılır. Ancak zehirli olduğundan dikkatli olmak gerekir
-----------------------------------------------------------------------------------------------------

Adaçayı (salvia officinalis) : Ballıbabagillerden; özellikle Akdeniz bölgesinde yetişen ıtırlı bir bitkidir. Menekşeye benzeyen çiçekleri haziran, temmuz aylarında açar. Yaprakları uzun, kenarları tırtıllı, beyazımsı yeşil renktedir. Hafif kafuru kokusu vardır. Çiçek açtığı zaman toplanıp, kurutulur.

Faydası : Mide va bağırsak gazlarını giderir. Mide bulantısını keser. Hazım sisteminin düzenli çalışmasını sağlar. Boğaz, bademcik ve dişeti iltihaplarını giderir. Göğsü yumuşatır. Astımdaki sıkıntıları geçirir. İdrar ve ter söktürür. Banyo suyuna katılıp yıkanılırsa; zindelik verir. Günde, 3 kahve fincanından fazla içilmemelidir
-----------------------------------------------------------------------------------------------------

Adasoğanı (scille) : Zambakgillerden, bir çeşit bitkidir. Yaprakları uzun şerit şeklindedir. Çiçekleri; yeşil ve beyaz damarlıdır. 2 kilogram kadar olan soğan kısmı, yapraklarının altındadır. Acı ve zehirlidir. 7,5 gram adasoğanı öldürebilir. İçeriğinde "Scillarena glikozidi" vardır. Tazeyken kullanılmaz. Aksi halde zehirlenme ve kusmalara yol açar. Soğanın etli olan orta kısmı dilimlenerek kurutulur. Sonra dövülüp toz haline getirilir. Ev ilaçlarında çok dikkatli kullanılması gerekir.

Faydası : İdrar söktürür. Kalp hastalarında vücuda biriken suyu boşaltır. Azotemi'yi azaltır. Böbrek hastalarının kullanmaması gerekir. Uzun süre kullanılacak olursa "Albüminüri" yapar.
-----------------------------------------------------------------------------------------------------

Ahlat (yaban armudu) : Gülgillerden; kendi kendine yetişen ve üzerine armut aşılanan bir ağaçtır. Yemişi iyice olgunlaştıktan sonra yenir.

Faydası : Meyveleri, ishal keser. Zehirli hayvan sokmalarında da filizleri dövülüp, konur.
-----------------------------------------------------------------------------------------------------

Ahududu (ağaççileği) : Gülgillerden; böğürtlen gibi çalı halinde, dikenli bir bitkidir. Kümeler halindedir. Kendiliğinden yetişir. Meyvesi duta benzer. Sarımtırak kırmızı portakal renginde, sulu ve güzel kokuludur. Meyvesi toplanıp, kurutulur. Reçel, şurup ve likör yapılır. Meyve olarak da yenir.

Faydası : Kanı temizler, vücutta biriken zehirli maddelerin atılmasını sağlar. Terletir ve idrar söktürür. Kabızlığı giderir. Vücuda dinçlik verir. Romatizma, mafsal kireçlenmesi, nikris, boğaz, bademcik ve göz iltihaplarında kullanılır. Kansızlık ve veremde çok iyi bir gıdadır. Ateş'i düşürür. Üre ve şeker hastalarına da faydalıdır. Mide ülseri olanların kullanmamaları gerekir
-----------------------------------------------------------------------------------------------------

Akhuşağacı (kayınağacı) : Kayıngillerden; nemli topraklarda yetişen bir ağaçtır. Meyveleri küçüktür. Yaprakları ilkbahar aylarında toplanıp kurutulur.

Faydası : İdrar söktürür. Vücutta biriken suyu boşaltır. Böbreklerin düzenli çalışmasını sağlar. Şişmanlamayı önler. Romatizma ağrılarını dinlendirir. Ayak kokularını keser. Saçları gürleştirir, kepekleri yok eder. Cilt hastalıklarını tedavi eder. Kalp kifayetsizliğinin sebep olduğu idrar tutukluğunu giderir. Vücutta biriken tuzu atar. Üremi ve albüminde faydalıdır
-----------------------------------------------------------------------------------------------------

Alıç (ekşimuşmula) : Gülgillerden; kırlarda yabani olarak yetişen bir ağaçtır. Meyveleri; küçük muşmulaya benzer, kırmızı renklidir. Tadı mayhoştur. Hekimlikte meyvesi kullanılır.

Faydası : Asabi çarpıntıları giderir. Sinir bozukluğunu geçirir. Yüksek tansiyonu düşürür. Aritmide kullanılır. Uykusuzluğu giderir. Kalbi kuvvetlendirir. Damar sertliği ve göğüs nezlesinde faydalıdır.
-----------------------------------------------------------------------------------------------------

Amberbaris (kadıntuzluğu) : Yabani, çalı şeklinde, sarı çiçekli bir ağaçtır. Kökü acıdır. Yaprakları ve yemişi tatlıdır. Seyrek ormanlarda bulunur. Boyu 2-3 metre arasındadır. Meyvelerinde bol miktarda C vitamini vardır. Meyveleri, kabukları ve kökü kullanılır.

Faydası : Karaciğer ve safra kesesi hastalıklarını iyileştirir. Ateşi düşürür. Hazım bozukluklarını giderir. Bağırsak iltihaplarını tedavi eder. Öksürüğü keser. Mideyi kuvvetlendirir. İştah açar. Ağız yaralarını iyileştirir. Kan dolaşımını düzenler. Yüksek tansiyonu düşürür. Siyatik, romatizma ve eklem ağrılarını giderir.
-----------------------------------------------------------------------------------------------------

Anason (anis) : Vatanı Asya'dır. Maydanozgillerden; yarım metre kadar yükseklikte bir bitkidir. Yaprakları yuvarlak ve böbrek şeklindedir. Çiçekleri beyazdır; meyveleri küçüktür. Meyvelerinde "Anethol" vardır. Kokucu ve yakıcı lezzettedir. Temmuz ve ağustos aylarında toplanır.

Faydası : Hazmı kolaylaştırır. İştahsızlığı ve yemeklere karşı duyulan tiksintiyi giderir. Mide ve bağırsak gazlarını söktürür. İdrarı artırır. Kusmaları ve ishali keser. Aybaşı kanamalarının düzenli olmasını sağlar. Ancak, aybaşı kanamaları ve hamilelik döneminde kullanılmaz. Anne sütünü artırır. Sinirleri yatıştırır. Migren ağrılarını keser. Beyin yorgunluğunu giderir. Uyku verir. Kalbi kuvvetlendirir. Kan dolaşımının düzenli olmasını sağlar. Cinsel arzuları kamçılar. Astım, nefes darlığı ve bronşitte görülen şikayetleri giderir. Öksürüğü keser. Yaşlılarda meme sarkmasını önler. Fazla miktarda kullanıldığı zaman uyuşukluk verir.
-----------------------------------------------------------------------------------------------------

Ardıç (ephel) : Kozalaklılardan 2-5 metre boyunda bir ağaçtır. Yaprakları ince, uzun, sivri ve güzel kokuludur. Meyveleri; siyah, parlak kozalak şeklindedir. Bunlara ardıç tohumu da denilir. Kasım ve aralık aylarında toplanıp kurutulur. Bir çok türü vardır.

Faydası : Kandaki şeker miktarını düşürür. Pankreasın normal çalışmasını sağlar. Nekahat devresinin çabuk atlatılmasında yardımcı olur. Vücuda dinçlik verir. Böbrekleri, mesaneyi ve idrar yollarını temizler. Ter ve idrar söktürür. Vücutta biriken suyu boşaltır. Soğuk algınlığı, romatizma, damar sertliği ve nikriste de faydalıdır. Kadınlarda görülen beyaz akıntıyı keser. Aybaşı ağrılarını dindirir. Böbreklerinde iltihap olanlar kullanamaz. Tavsiye edilen miktarı da aşmamalıdır.
-----------------------------------------------------------------------------------------------------

Armut (pirus communis) : Gülgillerden; çiçekleri beyaz bir ağacın meyvesidir. Armut; suluca yumuşak tatlı ve küçük çekirdeklidir. Rengi sarı ile yeşil arasında değişir. Ankara , Mustabey, Çengel, Kumla, Bey olmak üzere birçok çeşidi vardır.

Faydası : Böbreklerin düzenli çalışmasını sağlar. İdrarı bollaştırır. Böbrek kum ve taşlarının dökülmesine yardım eder. Yüksek tansiyonu düşürür. Kanı temizler bütün salgı bezlerinin normal çalışmasını sağlar. Kansızlığı giderir, kabızlığı önler. Sinirleri yatıştırır. Zihni yorgunluğu giderir. Susuzluğu keser. Tükürük ifrazatını artırır. Hamilelerin kusmalarını azaltır. Hazımsızlığı giderir. Mafsal kireçlenmesi, nikris ve romatizmada faydalıdır. Şeker hastaları da yiyebilir. Midesi zayıf olanların kompostosunu içmeleri tavsiye edilir. Yemeklerden önce yenecek olursa daha faydalı olur.
-----------------------------------------------------------------------------------------------------

Arpa (hordeum vulgare) : Buğdaygillerden; taneleri ekmek ve bira yapmakta kullanılan bir bitkidir. Hayvan yemi olarak da verilir. Nişastası boldur. Kavrulup kahveye de karıştırılır.

Faydası : İdrar söktürür. Mesane ve idrar yollarındaki iltihapları temizler. Böbrek ve kum taşlarının dökülmesine yardım eder. Prostat büyümesini önler. Asabi kusmaları durdurur. Boğaz ve yarımbaş ağrılarını dindirir. Dil iltihaplarını giderir. Temriye ve mayasılda haricen kullanılır.

-----------------------------------------------------------------------------------------------------

Aslandişi (karahindiba) : Bileşikgiller familyasından; yol kenarında, çayır ve hendeklerde yetişen bir çeşit bitkidir. Yaprakları rozet şeklindedir. Çiçekleri sarıdır. Taze yaprakları salata olarak da yenilebilir. Kökünde; Torexacin, levulin, inulin ve şeker vardır. Yaprakları ilkbahar; kökleri ise, sonbahar aylarında toplanıp, kurutulur.

Faydası : İdrar söktürür. Mesane ve kalınbağırsak iltihaplarını giderir. Göğsü yumuşatır, öksürüğü keser. Balgamlı ishalleri keser. Karaciğer şişkinliğini indirir. Böbrek ve safra taşlarını düşürür. Sarılıkta faydalıdır. Anne sütünü artırır. Taze sürgünleri kırıldığı zaman akan sütü de dişleri temizler. Öğütülen kökü, kahveye katılır.

-----------------------------------------------------------------------------------------------------

Asma (vitis) : Asmagiller familyasından tırmanıcı, uzun ömürlü, ağaçsı bir bitkidir. Mayıs-Haziran ayları arasında çiçek açar. Gövdesi üzerindeki kabuklar zamanla esmerleşip şeritler halinde dökülür. Çiçekleri küçük, yeşilimsi renktedir. Yapraklarının taban kısmı kalp şeklindedir. Kenarları dişli ve ucu sivridir. Üst yüzleri tüysüz, alt yüzleri ise tüylüdür. Meyvelerine üzüm denir. Kuru veya yaş olarak yenir.

Faydası : Yaprakları ile yapılan ilaçlar kanamayı durdurur. Vücuda kuvvet verir. Sarılığı keser. İshali durdurur
-----------------------------------------------------------------------------------------------------

Ayçiçeği (gündöndü) : Bileşikgillerden; büyük çiçekli bir bitkidir. Çiçekleri tabak şeklindedir. Rengi sarıdır. Tohumlarından yağ çıkarılır.

Faydası : Yağı, damar sertliğini giderir. Kurdeşen'in sebep olduğu kaşıntıları giderir. Esansı verem tedavisinde kullanılır. Kolestrol miktarını düşürür. Cinsel arzuları kamçılar. Bedeni ve zihni yorgunluğu giderir. Kalp, sinir hastalıkları ve iktidarsızlığı önler.

-----------------------------------------------------------------------------------------------------

Ayısarımsağı (Allium ursinum) : Ayısarımsağı, ilkbahar müjdecilerinin en başta gelenlerinden biridir. Orman sarımsağı ve cadısoğanı isimleriyle de bilinir. Ayısarımsakları, inci çiçeğininkini (Mayıs Çiçeği) andıran, neşter biçimindeki cilalanmış gibi parlayan taze yeşil yaprakları, saydam bir beyaz tabaka ile örtülü, uzunca bir soğandan çıkarlar. Üstünde beyaz çiçek yuvarlakları olan açık yeşil ve pürüzsüz sapı 30 cm kadar uzar. Ayısarımsağı, yalnızca bitkisel topraklı, nemli çayırlarda, gölgeli ve nemli dere kıyılarında, çalılıkların altında, yapraklı ağaç ormanlarına yetişir.

Faydası : Bu bitkide çok büyük tedavi etme gücü gizlidir ve hatta kış uykusundan uyanan ayıların, mide, bağırsak ve kanlarını temizlemek için onu aradıkları da söylenir. Bitki, genellikle bizim sarımsağımızın özelliklerini paylaşır, ancak çok daha güçlüdür. Bu nedenle o, doku yaşlanmasını yavaşlatma kürü için vazgeçilemez bir bitkidir ve kronik deri hastalıklarına karşı da çok başarılıdır. Yapraklar kuruduklarında şifalı güçlerini yitirdiklerini için, taze bitki kullanımına önem verilmelidir. Yapraklar, ıspanak veya salata gibi de hazırlanabilir. Fakat, miktar fazla tutulduğunda rahatsız edici bir tat oluşturduğu için, ıspanak gibi pişirilmek istenildiğinde ısırganotu ile karıştırılarak kullanılmalıdır Bitkinin genç yaprakları nisan ve mayısta, yani çiçeklenmeden önce, soğanı ise yaz sonunda veya sonbaharda toplanır. Ayısarımsağı soğanı, aynen sarımsak gibi kullanılabilir. Mideleri duyarlı olan kişiler, yaprakları ve soğanı ince doğrayıp üstüne sıcak süt dökmeli, 1-2 saat beklettikten sonra, bu sıvıyı içmelidirler. Bitkinin iyileştirici gücüne bütün bir yıl boyunca sahip olmak isteyenler ise, bir ayısarımsağı tentürü hazırlayabilirler. Bu tentürden her gün 10-12 damla, biraz suya karıştırılarak alınır. Bu damlalar, kusursuz bir zihin açıklığı kazanılmasına yardım eder, atardamar sertliğine karşı önlem yerine geçer ve daha pek çok şikayetlere son verir. Ayısarımsağı, sindirim sistemini çok olumlu etkiler. Aşırı ve kronik ishallerde, bunlar gaz ve kolik eşliğinde olsalar bile, oldukça etkilidir . Ayrıca, eğer bağırsak krampı veya yorgunluğu nedeniyle oluşmuşsa, kabızlıkta da çok başarılı sonuçlar verebilir. Mideden kaynaklanan kalp düzensizlikleri, uykusuzluk, aynı zamanda, atardamar sertliklerinin veya yüksek olan kan basıncının yol açtığı baş dönmesi, kafada basınç ve soluk alma düzensizlikleri de azalır, basınç fazlalığı zamanla normalleşir. Ayısarımsağı şurubu, sürekli balgam çıkaran ve bu nedenle soluk alma zorluğu çeken yaşlı kişiler için de mucizeler yaratan bir iksirdir. Kronikleşmiş öksürüklerde bile göğsü yumuşatabilir ve böylece, soluk alma zorluklarını ortadan kaldırır. Genellikle yaşlı kişilerde oluşan ödemlerde ve akciğer rahatsızlıklarında bu iyileştirici şurup başarıyla kullanılabilir. Kullanılan taze yapraklar böbrekleri ve mesaneyi temizleyerek, idrar söktürür. Zor iyileşen yaralar, üstlerine taze bitki özsuyu sürüldüğünde hızla iyileşir. Bitki, kendisini özellikle sivilceli ciltlerde kanıtlamış bir kan temizleyicidir.

-----------------------------------------------------------------------------------------------------

Ayva (sefercel) : Gülgillerden çiçekleri iri ve pembe renkli; yapraklarının altı tüylü, orta yükseklikteki bir ağacın meyvesidir. Ayva; limondan büyük, sarı renkte, tüylü, mayhoş, dokusu sertçe ve ufak çekirdekli bir meyvedir. Vitamini boldur. Çiğ yenilmesi tavsiye edilmez. Komposto veya jöle yapılarak veya külde pişirildikten sonra yenmesi uygundur.

Faydası : İshal ve dizanteriyi keser. Mide ve bağırsakları kuvvetlendirir. İnce bağırsak iltihabını giderir. Kanı temizler. Karaciğer tembelliğini giderir. Safra akışını sağlar. Çarpıntıyı dindirir. Kadınlarda görülen beyaz akıntıyı keser. Bronşit, müzmin öksürük ve veremde faydalıdır. Ağızdan su gelmesini ve kan kusmayı önler. Vücudun gelişmesine yardım eder. Merhem yapılarak kullanıldığı takdirde; el ayak ve meme ucu çatlaklarını, yüz ve boyun kırışıklıklarını giderir. Egzama kaşıntılarını ve basur memelerinin doğurduğu şikayetleri giderir. Kabızlık çekenler ve tansiyonu yüksek olanlar yememelidir.

 

30/12/2008

SAÇ EKİMİ NEDİR?

Saç Ekimi Nedir?

Diğer adıyla saç nakli sağlıklı ve güçlü saç köklerinin verici bölgeden genellikle başın arkasından alınarak incelmiş ya da tamamen açılmış bölgeye taşınması işlemidir.

Çağdaş cerrahi teknolojileri sayesinde saç ekimi ile son derece doğal görünümler elde edilebilmektedir. Bu sayede saç kaybına bağlı kişide oluşabilecek psikolojik travmalar ve sosyal yaşamdan uzaklaşma saç nakli ile düzeltilerek bireyin kendini daha güçlü hissetmesi sağlanabilmektedir.

27/12/2008

KULAK ESTETİĞİ

Kulak ameliyatı düşünen kişinin atması gereken ilk adım plastik cerraha danışmaktır. Kişi arzulanan sonucun mükemmeliyet değil düzelme olduğunu akılda tutarak ameliyat sonrası daha iyi görünmek ve daha iyi hissetmek konusundaki beklentilerini açık yüreklilikle tartışmalıdır. Herhangi bir estetik ameliyat girişiminden önce saptanması gereken en önemli etkenlerden biri duygusal kararlılıktır.

“Yeni" bir yüz yeni bir yaşamı garantilemez. Kulak ameliyatı görünümünüzü düzeltebilir ve kendinize güveninizi tazeleyebilir; fakat gerisi size kalmaktadır. Muayene ettikten sonra cerrah, sizinle, yöntemle ilgili kararları etkileyecek diğer değişkenleri tartışacaktır. Düzelmenin derecesi yaş, kalıtım, kemik yapısı, derinin kişisel özellikleri alkol, sigara kullanımı, beslenme, alışkanlıklar gibi etkenler tarafından belirlenir. Bu faktörler, bir dereceye kadar operasyonun ne kadar etkili olacağını da belirler.

Kulak estetiği
Otoplasti genellikle kepçe kulakları başa daha yaklaştırmak, eksik kıvrımlarını şekillendirmek veya büyük kulakları küçültmek amacıyla yapılır. Bu operasyon genellikle beş yaşından itibaren yapılmaktadır. Beş yaş itibariyle kulaklar hemen hemen tam olarak gelişmiş kabul edilir ve operasyon ne kadar erken yapılırsa çocukların dış çevrede karşılaşacağı problemler daha az olacaktır. Bu ameliyat erişkinlerde de yapılabilir ve erişkinler için ek bir risk sözkonusu değildir.

Eğer kulak ameliyatını kendiniz veya çocuğunuz için düşünüyorsanız bu yazı size yapılacak işlemi anlamanıza yardımcı olacaktır: işlem nasıl yapılmaktadır, beklentileriniz ne olmalıdır. Tabi ki tüm sorularınızın yanıtlarını burada bulamayabilirsiniz, Zira bir çok şey kişisel durumlara bağlıdır. Eğer işlem hakkında anlamadığınız birşey varsa lütfen doktorunuza sorunuz.

Ameliyat Öncesi Ameliyata Hazırlanma Nasıldır?
Bu dönemde cerrahınızın sizden bazı talepleri olacaktır. Özellikle eğer sigara içiyorsanız buna ameliyattan 4 hafta önce ve 2 hafta sonrasına kadar ara vermelisiniz. Bu dönemde güneşte fazla kalmamalısınız. Eğer kullanıyorsanız E vitamini ve aspirine ara veriniz ve ameliyat öncesi ağır diyet rejimlerinden kaçınınız. Soğuk algınlığı yada başka bir enfeksiyon, operasyonunun ertelenmesine sebep olabilir.

Cerrahi Plan:
Birçok cerrah, çocukların kepçe kulakları hakkındaki hissi sorunlarına ebeveyinlerin duyarlı olmalarını önermektedir; çocuğunuz değişiklik isteyene kadar cerrahi için ısrar etmeyiniz. Kulakların şeklinden rahatsızlık duyan ve cerrahi isteyen çocuklar genellikle işlem sırasında daha uyumlu olmaktadırlar.

İlk görüşmede operatörünüz hastanın durumunu değerlendirecek ve en etkili tekniği önerecektir.Ayrıca cerrahi müdahale için nasıl hazırlanılması gerektiğini açıklayacaktır.

Bu operasyon hastane ortamında ve genellikle local anestezi ile yapılmaktadır. Çocuğunuz küçükse doktorunuz genel anestezi önerebilir, Daha büyük çocuklar veya erişkinler için doktorunuz bir sedatif ile kombine ederek lokal anesteziyi tercih edebilir.Bu durumda çocuğunuz uyanık ancak gevşemiş olacaktır.

Operasyon:
Otoplasti genellikle birbuçuk-iki saat sürer, komplike olgular daha uzun sürebilir. Operayon sırasında kulak arkasından yapılan birkaç santimlik kesiden girilerek kulak kıkırdakları törpülenir. Yeni şekillerinde kalmaları için alınmasına gerek olmayan dikişlerle yeni kulak kıvrımı oluşturulur. Bazen kulak ön yüzdeki kıvrım içinde küçük bir deri kesisi yapılarak kıkırdak çıkarılması gerekebilir. Bu durumda kulak ön yüzde, kıvrım içinde gizli, hemen hemen hiç farkedilmeyen bir dikiş hattı vardır ve bu hat zaman içinde solarak giderek belirsizleşecektir.

Ameliyat Sonrası :
Erişkinler ve çocuklar ameliyattan birkaç saat sonra ayağa kalkıp dolaşabilir ve eve gidebilirler. Hastamızın başı, ameliyatın sonunda şekillenme ve iyileşmeyi kolaylaştırmak için sarılacaktır. Kulaklar birkaç gün ağrıyabilir ancak bu şikayet ilaçlarla yatıştırılabilir.

Yedi gün sonra bu sargı çıkarılarak daha hafif bir pansuman ile baş sarılacaktır. Bu sargıların da çıkarılmasından sonra doktorunuz 6 hafta boyunca gece-gündüz kullanmak üzere kafa bantı önerecektir. Bu sürenin sonunda bant 6 hafta daha sadece geceleri olmak üzere kullanılmalıdır. Dikişler genellikle bir hafta içinde alınır.

Kulağın büküleceği herhangi bir aktiviteden birbuçuk ay kadar kaçınılmalıdır. Erişkinlerin çoğu işlerine aşağı yukarı on gün içinde dönebilir. Çocuklar yedi gün civarı bir sürede okula gidebilirler,ancak aktivitelerde dikkatli olmaları gerekir. Çocuğunuzun öğretmeninden bu konuda birkaç hafta boyunca çocuğunuza göz kulak olması yönünde yardım isteyebilirsiniz.

Her Cerrahi Biraz Belirsizlik ve Risk Taşır:
Otoplasti kalifiye,deneyimli bir cerrah tarafından yapılırsa komplikasyonlar oldukça nadir ve küçüktür. Ancak her cerrahide olduğu gibi cerrahi ile ilgili riskler ve işleme özel spesifik komplikasyonlar söz konusu olabilir.

Hastaların küçük bir yüzdesinde kulakta kan pıhtısı gelişebilir.bu pıhtı kendiliğinden eriyip yok olabilir veya bir iğneyle çekilebilir. Nadiren, kulak kıkırdağında skar dokusu oluşumuna neden olan bir enfeksiyon gelişebilir. Bu enfeksiyonlar genellikle antibiyotiklerle tedavi edilir; Nadiren enfekte bölgeyi cerrahi işlemle boşaltmak gerekebilir.

Diğer Kulak Şekil Bozuklukları:
Kepçe kulak dışında,ameliyat ile düzeltilebilecek başka kulak problemleri de vardır. Bunlar arasında “Lop Ear”: kulak üst kesimi aşağı ve öne kıvrımlı ise; “Cup Ear” çok küçük kulak ve “Shell Ear”:dış kenardaki kurvatur ,doğal kıvrım ve çizgilerin kaybolduğu kulak sayılabilir. Ayrıca büyük kulak memelerine yönelik işlemler de yapılabilir. Yine ek olarak doğuştan veya bir kaza sonrası kulağını kaybedenler için yeni kulak yapılabilir. Bazen orjinal problemden daha kötü olan bir skar kalabilir.

Daha Doğal Görünümlü Kulaklar:
Birçok hasta ,genç veya erişkin kulak ameliyatı sonucundan tatmin olmayabilir. Ancak amaç unutmayınız ki mükemmele ulaşmak değil daha iyiye ulaşmaktır. Her iki kulağın tıpa tıp eşit olacağını ummayınız; mutlak simetri hem olanaksız hem de doğal olmayan birşeydir. Müdaheleyi ve beklentilerinizi operasyon öncesi doktorunuzla tartışırsanız sonuçtan daha memnun kalma şansınız artar.

27/12/2008

ALIN GERME ve KAŞ KALDIRMA

Alın germe ameliyatı düşünen kişinin atması gereken ilk adım plastik cerraha danışmaktır. Kişi arzulanan sonucun mükemmeliyet değil düzelme olduğunu akılda tutarak ameliyat sonrası daha iyi görünmek ve daha iyi hissetmek konusundaki beklentilerini açık yüreklilikle tartışmalıdır. Herhangi bir estetik ameliyat girişiminden önce saptanması gereken en önemli etkenlerden biri duygusal kararlılıktır. 

“Yeni" bir yüz yeni bir yaşamı garantilemez. Alın germe ameliyatı görünümünüzü düzeltebilir ve kendinize güveninizi tazeleyebilir; fakat gerisi size kalmaktadır. Muayene ettikten sonra cerrah, sizinle, yöntemle ilgili kararları etkileyecek diğer değişkenleri tartışacaktır. Sıklıkla, alın germe ameliyatının, kişinin daha zinde ve genç görünmesini sağladığı söylenir. Fakat kesin bir sonucu önceden belirlemek imkansızdır. Düzelmenin derecesi yaş, kalıtım, kemik yapısı, derinin kişisel özellikleri alkol, sigara kullanımı, beslenme, alışkanlıklar gibi etkenler tarafından belirlenir. Bu faktörler, bir dereceye kadar operasyonun ne kadar etkili olacağını da belirler.

Estetik alın ve şakak germe (kaş kaldırma) ameliyatı
Botox uygulaması yaygınlaştıktan sonra alın germe ameliyatları son derece azalmış, yalnız ilerlemiş olgularda uygulanmaya başlamıştır.

Estetik alın ve şakak germe (kaş kaldırma) ameliyatı nedir?
Alında, normalde derinliği kişiden kişiye farklılıklar gösteren enine çizgiler mevcuttur. Kaşlar arasında bu çizgiler dikey bir hal alır. Alın cildi de yüz cildinde olduğu gibi yaşın ilerlemesine paralel olarak gevşemeğe, sarkmağa başlar ve mevcut çizgiler derinleşir. Zamanla kaşlar aşağı doğru iner ve kişide yorgun bakışlı bir yüz ifadesi ortaya çıkar. Kötü beslenme, sigara, düzenli olmayan yaşam tarzı, stress, hava kirliliği, cilt bakımlarının yetersiz yapılması veya hiç yapılmaması, yerçekimi etkisi ve mimikler estetik açıdan rahatsızlık verici bu sonucu kolaylaştırır.

Kimler bu ameliyat için iyi bir adaydır?
Bu ameliyat genellikle 40 yaşın üzerindeki, başka sağlık problemi olmayan erkek ve kadın hastalara uygulanır. Alın germe ameliyatı ile alındaki çizgiler minimal hale getirilir. Göz üzerine doğru sarkmış olan kaşların kaldırılarak olması gereken yere getirilmesi sağlanır ve kişiye diri bir bakış kazandırılır, aynı anda gözlerin yanındaki çizgilerin bir bölümü de bir ölçüde giderilebilir. Fazla miktarda sarkıklık varsa ve deri çıkarılması gerekiyorsa klasik alın germe yöntemi uygulanır. Klasik yöntemde saç çizgisinin 4-5 cm. kadar gerisinde taç tarzında bir iz kalır, ancak bu iz saçlı deri içinde gizlenir. Ancak bu yöntem uygulandığında saçlı deride uzun süren geçici his kaybı olur. Kaşları normal yerine getirmek için yapılan kaş asma ameliyatı alın germe ameliyatı ile iç içe bir ameliyattır. Ayrıca kaş asma ameliyatına gerek yoktur. Sadece şakak bölgesinden girilerek kaşların asılması ve kısmen alın gerilmesi tercih edilen bir yöntem değildir.

Ameliyat Öncesi Ameliyata Hazırlanma Nasıldır?
Bu dönemde cerrahınızın sizden bazı talepleri olacaktır. Özellikle eğer sigara içiyorsanız buna ameliyattan 4 hafta önce ve 2 hafta sonrasına kadar ara vermelisiniz. Bu dönemde güneşte fazla kalmamalısınız. Eğer kullanıyorsanız E vitamini ve aspirine ara veriniz ve ameliyat öncesi ağır diyet rejimlerinden kaçınınız. Soğuk algınlığı yada başka bir enfeksiyon, operasyonunun ertelenmesine sebep olabilir.


Ameliyat…

Ameliyat hastane koşullarında, anestezi uzmanının gözetiminde, ameliyathanede yapılır. Genel anestezi ile uygulanabilir. 1.5-2 saat kadar sürer. Aynı gün eve çıkmak mümkündür. Gereğinde diğer estetik ameliyatlar ile aynı anda uygulanabilir. O zaman ameliyat ve hastanede kalış süresi uzar.

Ameliyat sonrası…
Ameliyat sonrası erken dönem genellikle rahat geçer. Alında ve gözler etrafında genel bir şişlik ve morarma olabilir. Uyuşukluk ve gerginlik hissi olabilir. Bunlar 2 hafta içinde kendiliğinden geçer. Gözler, burun ve ağızı açık bırakacak şekilde baş sargısı uygulanabilir. Sargı 2 gün sonra açılır. Genel kontrol ve pansuman değişimi yapılır. Saçlar yıkanır ve gerekirse sargı yeniden konur. Dikişler 5-7 gün sonra alınır.

Normal hayata dönüş…
Ameliyat iyi sonuç verir. Nadiren rötüş gerekli olabilir. Kişi 2 hafta sonra işine dönebilir, makyaj yapabilir. 2 ay ağır egzersizlerden ve güneşten kaçınması, dış darbelerden korunması önerilir. Alın ve kaşlara yeni verilmiş şekil, yerçekimi nedeniyle etkileneceğinden kişinin bünyesine göre bazen 5-10 yıl bazen de ömür boyu dayanır.

27/12/2008

ANKARADAKİ TÜP BEBEK MERKEZLERİ

Ankara'da Bulunan Tüp Bebek Merkezleri ve Adresleri:


Asagida bulunan listemizde Ankara ilimizde yeralan tüp bebek merkezleri ve adreslerini gorebilirsiniz.

Ankara Güven Hastanesi
Telefon: 0312 457 25 25
Fax: 0312 467 89 18
Adres: Şimşek Sokak No:29 06540 Kavaklıdere, Ankara
Web sitesi : guven.com.tr

Ankara Üniversitesi
Telefon: 0312 310 30 10
Adres: Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Sıhhıye 06100, Ankara
Web sitesi : medicine.ankara.edu.tr

Bayındır Hastanesi
Telefon: 0312 287 90 00
Fax: 0312 285 07 33
Adres: Eskişehir Yolu Söğütözü 06520, Ankara
Web sitesi : bayindirhastanesi.com.tr

Başkent Üniversitesi Tıp Fakültesi
Telefon: 0312 232 44 00
Web sitesi : baskent.edu.tr

Gata Üremeye Yardımcı Teknikler Ünitesi Tüp Bebek Merkezi
Telefon: 0312 321 94 10
Adres : Gata Üremeye yardımcı Teknikler Ünitesi Tüp Bebek Merkezi, Ankara

Gazi Üniversitesi
Telefon: 0312 202 44 44
Adres: Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi 06500 Beşevler, Ankara
Web sitesi : gazi.edu.tr

Gen-Art Kadın Sağlığı Tüp Bebek ve Üreme Merkezi
Telefon: 0312 442 63 84
Fax: 0312 442 63 87
Adres: Cinnah caddesi No: 47/A Çankaya, Ankara
Web sitesi : genart.com.tr

Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi
Telefon: 0312 305 18 00
Adres: Hacettepe Üniversitesi 06100 Sıhhiye, Ankara
Web sitesi : hacettepe.com.tr

Kavaklıdere Kadın Sağlığı Tüp Bebek Merkezi
Telefon: 0312 466 33 66
Fax: 0312 466 33 76
Adres: Tunalı Hilmi Caddesi Büklüm Sokak No: 53 Kavaklıdere, Ankara
Web sitesi : kavaklideresaglik.com

Özel Ankara Tüp Bebek Merkezi
Telefon: 0312 472 33 34
Web sitesi: ankaratupbebek.com

Maya Tüp Bebek Merkezi
Telefon: 0312 448 22 21
Fax: 0312 448 02 48
Adres: Kaptanpaşa Sokak No : 17 GOP, Ankara
Web sitesi : mayatupbebek.com

Centrum Kadın Sağlığı ve Tüp Bebek Merkezi
Telefon: 0312 446 66 66
Fax: 0312 447 18 18
Adres: Nenehatun Caddesi No: 59 Gaziosmanpaşa, Ankara
Web sitesi : centrum.com.tr

Ankalife Tüp Bebek Merkezi
Telefon: 0312 220 21 22 (pbx)
Adres: Ziyabey Cad. 13. Sok. No: 10 Balgat, Ankara
Web sitesi : ankalifetupbebek.com

Anatolia Tüp Bebek Merkezi
Telefon: 0312 442 56 56
Fax: 0312 442 46 78
Adres: Cinnah Caddesi No.54 06690 Çankaya, Ankara
Web sitesi : anatoliatupbebek.com

27/12/2008

KOLUNDAN PENİS YAPILDI

Ergenlikten bu yana erkek duyguları hissettiği için Kocaeli Üniversitesi (KOÜ) Tıp Fakültesi Araştırma ve Uygulama Hastanesinde 10 saat süren ameliyatın ardından kolundan alınan parçayla erkek cinsel organı yapılan 24 yaşındaki A.Ö, 20 günlük tedavinin ardından taburcu edildi.

KOÜ Tıp Fakültesi Üroloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Melih Çulha, A.Ö'nün 2006 yılında tedavi amacıyla üroloji polikliniğine başvurarak, ergenlik döneminden sonra kendinde erkek duyguları hissettiğini, ameliyatla erkek olmayı istediğini söylediğini belirtti.

Tetkikler ve muayene sonucunda A.Ö'de fiziksel bozukluğa rastlamadıklarını ancak Psikiyatri Ana Bilim Dalı'nca yapılan tetkiklerde kendisine, karşı cinsin duygularını hissetmesi anlamına gelen “cinsel kimlik bozukluğu” tanısı konulduğunu ifade eden Çulha, “Psikiyatri Ana Bilim Dalı'nın, bu bozukluğunun psikiyatrik olarak tedavi edilemeyeceği, erkek kimliğine dönüşmesi için cerrahi müdahale gerektiği konusunda rapor düzenlemesinin ardından A.Ö, geçen yıl kimliğini değiştirmek için mahkemeye başvurdu. Ardından A.Ö'ye erkeklik hormonu tedavisine başladık” dedi.

10 SAAT SÜREN AMELİYATLA ERKEK CİNSEL ORGANI YAPILDI

Plastik Cerrahi Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Cenk Şen'in cerrahi müdahaleyle A.Ö'nün göğüslerini erkek göğüs tipine dönüştürdüğünü, daha sonra A.Ö'nün talebi doğrultusunda erkek cinsel organı için hazırlık yaptıklarını belirten Çulha, Doç. Dr. Şen ve ekibinin de katıldığı 10 saat süren ameliyatla A.Ö'nün kadın cinsel organını kapattıklarını, sol kolundan aldıkları parçayı sıkılaştırıp damarlar ve sinirlerle birleştirilerek erkek cinsel organı ve erkek tipi idrar yolu yaptıklarını ifade etti.

“KOMPLİKASYON YOK”

Ameliyatın başarılı geçtiğini, A.Ö'nün tedavisinin ameliyatın ardından 20 gün boyunca hastanede sürdürüldüğünü bildiren Prof. Dr. Çulha, “Ameliyatla ilgili herhangi bir komplikasyon yok. A.Ö'nün psikolojisi her geçen gün daha iyiye gitti, kendini eskisinden çok daha iyi hissettiğini söyledi. Biz de hem kendisinin hem de kız arkadaşının gayet mutlu olduğunu gözlemledik. Tedavisi şu an için tamamlandı ve kendisini taburcu ettik” dedi.


Prof. Dr. Çulha, erkeklik organının fonksiyon görmesi ve yumurtalıkların yapılması amacıyla A.Ö'ye iki cerrahi operasyon daha uygulayacaklarını, bunun için yasa gereği A.Ö'nün pembe kimliğini ve adını değiştirmek amacıyla Kocaeli 4. Asliye Hukuk Mahkemesine yaptığı başvurunun sonuçlanmasını beklediklerini bildirdi.

Mahkemenin başvuruyu kısa sürede karara bağlayacağını tahmin ettiklerini belirten Çulha, “Kararın ardından biz de söz konusu iki ameliyatı 6 ay ile 1 yıl içinde yapacağız. Erkeklik organının fonksiyon görmesi ve yumurtalıklar için protez kullanacağız” diye konuştu.

Çulha, her iki ameliyat için toplam 4 bin avro tutarında cerrahi malzemeye ihtiyaç duyulduğunu, A.Ö'nün parayı karşılayacak maddi güce sahip olmadığını sözlerine ekledi

27/12/2008

RİNOPLASTİ (BURUN ESTETİĞİ)

Nedir Rhinoplasty ?
Rhinoplasty ,estetik amaçlı olarak yapılan burun şeklinin düzeltilme estetik operasyonunun adıdır.

Rhinoplasty tüm dünyada olduğu gibi Türkiye'de de en sık yapılan estetik operasyonların başında yer almaktadır.


Estetik burun operasyonu kimlere yapılır,
Estetik burun operasyonları, kişinin kendisi tarafından beğenilmeyen burun şeklini düzeltmek için ve hekimi tarafından da olmasının faydalı olunacağına inanılan vakalara yapılır.Özellikle kişinin kendisi tarafından diyorum çünkü, tüm estetik operasyonlar içinde geçerli olan eşi-sevgilisi istediği için ya da ilişkini düzeltmek için ya da sadece estetik yaptırdım diyebilmek için yapılacak bir işlem değildir.
Bu nedenledir ki, estetik burun operasyonu yaptırmak için hem anatominin hem de ruhsal yapının olgunlaştığı ortalama 18 yaş alt sınırdır.
Ameliyat kararı nasıl verilmelidir,
Ameliyata olmayı gerçekten istemek ve doğru cerrahı bulduğuna inanmak operasyon kararını netleştirir.
Operasyon öncesi süreçte;iş programınızda ayarlama yapmanız gerektiğini, yaklaşık 2-3 gün dışarıya çıkıp rutin işlerinizi yapamayabileceğinizi,ameliyat sonrası tatil programınızı gözden geçirmeniz gerektiğini,ameliyat öncesi ve sonrası yapmanız gereken bazı şeylerin olduğunu hatırlatmak isterim.
İkinci kez,ya da daha fazla kez operasyona girecek hastaların bu kararı daha dikkatli vermesi gerekmektedir.
Ameliyat öncesi görüşme,
 Ameliyat öncesi görüşmede,öncelikle hastanın şikayetlerini ve ameliyat olmasındaki nedeni dinleyip,ameliyat sonrası beklentilerini öğreniyorum. Hekim olarak hastanın gerçekten bu estetik operasyona ihtiyacı olup-olmadığına bu kez ben karar veriyorum.
Operasyondan sonraki burun şekliyle istenilen sonuç alınamıyacaksa ya da kişinin beklentileri farklıysa, bazı durumlarda da daha önce operasyon geçirmiş kişilerde yapılacak ilave işlemlerin sonucu çok etkilemiyeceğini düşünüyorsam operasyonlarını yapmayı doğru bulmuyorum.
Bu operasyonun gerekliği ve kişide sağlayacağı faydalara inanıyorsam; hastamın detaylı muayenesini tamamlayıp,karşılıklı ameliyat sürecinde yaşanacakları,iyileşme aşamalarını ve olası komplikasyonları kendisine anlatıyorum.
Nefes alma durumunu ve burun iç yapılarını değerlendirmek için endoskopik muayenesinin ardından hastanın fotografını çekerek bilgisayar üzerinde ameliyat sonrası oluşacak muhtemel şekli gösteriyorum.
Daha önce ameliyat ettiğim hastalarımın ameliyat öncesi ve sonrası fotograflarını görmek,bazen de ameliyat ettiğim hastaları görüp-konuşmak  bir çok hasta için önemli oluyor.

Digital fotograf makinesi ile fotografınız çekilip,bilgisayar programı ile iki boyutlu olarak  yapılan burun tasarımınız ameliyat sonrası muhtemel burun şeklinizi gösterecektir.
Unutmayın ki ,burun ameliyatı üç boyutlu bir çalışma olup; matematiksel oranlar, kullanılan teknik ve malzemelerin üstünlüğüyle birlikte hekimin sanatsal bakışı ve el becerisi ile tamamlanır.


Ameliyat teknikleri nelerdir,

Burun ameliyatlarında klasik olarak açık ve kapalı diye iki teknik söz konusudur.Kapalı teknik burun dışında iz kalmayacak şekilde,açık teknik ise kolumella dediğimiz burun orta dış bölmesinde ufak bir kesi izi bırakılarak yapılan tekniklerdir.Her iki tekniğin karşılıklı olarak birbirlerine üstünlük ve eksik yönleri olabilmektedir.Teknik seçiminde önemli olan kişiye yapılacak burun işleminin türü ve cerrahın kendisini daha rahat hissetiği cerrahi metodu uygulamasıdır.
Operasyonlarımda zarif kesici ve mikromotor sistemi kullanarak hem kapalı ameliyat yapıyormuş gibi burun dışında iz bırakmıyor, hem de açık teknikteki gibi burnun tüm yapılarına hakim olabiliyorum.
Burundan nefes alma zorluğu, septum deviasyonu ya da konka hipertrofisi nedeniyle yaşanmaktadır. Nefes problemi olan hastaların ameliyatına, halk arasında burun eti denilen konkayı tedavi ederek başlıyorum.(Konka hipertofisi,tekrarlayan sinüzit ataklarına,burundan nefes alamamaya,baş ağrısı vb.birçok şikayete neden olur.Konkanın çıkarılması ya da radyofrekansla yakılıp küçültülmesi bu şikayetleri giderir.)
Septum denilen burunu ortadan ikiye bölen orta bölmede nefes problemi olan-olamayan bir çok hastada eğrilik tespit ediyorum.Septumun ön kısmı kıkırdak arka kısmı kemik yapısındadır.Septumdaki bu eğrili düzeltirken hem burun da buna bağlı oluşmuş eğrilik giderilmiş, hem de burunu büyütmek gerektiğinde çoğu kezde burun ucu ve burun sırtını şekillendirmek için gerekli kıkırdağa ulaşmış oluyorum.
Bazı hastalarım ameliyat öncesi nefes problemi yaşamadıklarını belirtseler de,ameliyat sırasında bu yapılarda tespit ettiğim problemlerin bu şekilde giderilmesi ,ameliyat sonrası hem estetik burnu hemde konforu onlara sağlamış oluyor.
Nefes problemi olmayan ya da anlattığım gibi nefes problemini giderdiğim  hastalarımda bundan sonraki adımları şöyle sıralayabilirim.İhtiyaca göre,mikromotor sayesinde zarif kesiciler kullanarak,hump dediğimiz burun üstündeki çıkıntının çıkarılması,burun kemiklerinin şekillendirilmesi,burun sırtı ve burun ucunun yeniden yapılandırılması ve burun içinde yaptığım kesilerin kendiliğinden eriyen iplerle kapatılmasıdır.Son aşamaya buruna özel bantların yapıştırılması ve yaklaşık bir hafta kalacak plastik atelin yerleştirilmesi kalır.

TAMPONU UNUTMADIM....
Sıralamayı bitirdiğimde tampondan bahsetmediğim için,yazmayı unuttuğumu düşünebilirsiniz.Ameliyat öncesi en çok merak edilenlerin başında tampon çekilirken ağrı olacak mı,tampon kaç gün kalacak türündeki sorularınıza cevap olarak söylediğim şekilde ameliyatta kullandığım teknik nedeniyle tampon kullanmadan TAMPONSUZ BURUN AMELİYATI yapmayı tercih ediyorum.

Ameliyat süresi ve anestezi türü,
Ameliyat süresi ortalama 2-2,5 saattir.
Ben burun ameliyatlarında her zaman genel anesteziyi tercih ediyorum.Son yıllarda genel anestezik ilaçlardaki gelişme ve ameliyat ekibindeki anestezi uzmanı hekimin tecrübesi;ameliyat sırasında hastayı anestezi risklerinden koruyarak cerraha uygun bir çalışma ortamı;ameliyat sonrası da uyanma döneminden başlayıp eve dönüşe kadar hastaya konforu sağlamış oluyor.

Ameliyat sonrası ağrı olurmu,
Ameliyatta uygulanan zarif cerrahi teknik ve kullanılan ilaçlarla, en etkili olarakta hastanın ameliyata hazırlığıyla ilgili olarak ağrı yok denebilecek kadar az olur.
Ağrı basit ağrı kesicilerle giderilebilir.

Ameliyattan sonraki saatler ve hastanede kalış süresi,
Ameliyattan sonra yaklaşık 8-10 saat soğuk kompres uygulamaları hastayı rahatlatmakta olup,başın yüksekte kalması ve loş odada dinlenmek hastanın kısa sürede toparlanmasını sağlayacaktır.
Ben, genel anestezi almış olduğu  ve yakın takip edebilmek için hastalarımı bir gece hastanede yatırmayı tecih ediyorum.

İyileşme süreci,
Ameliyatta kullanmış olduğum tekniğin özelliği gereği,yüzde şişme-morarma,gözlerde kanlanma pek görülmez.Ancak yine de 2. ve 3.günlerde en fazla olmak üzere hafif bir ödem ve morluk oluşabilir ki,bu da sonraki günlerde hızla  geriler.
İyileşme döneminde; hastamız kendisine anlatılanlara dikkat ettiği,hastaneden çıkarken de reçete ettiğimiz antibiyotik ve ağrı kesici hapı ile  buruna uygulayacağı damla ve kremi özenle kullandığında bir sorun yaşamayacaktır.

Ameliyat sonrası burnu ilk görüş,
Ameliyattan ortalama 5.-7. gün sonra ilk görüşmemiz de, burun üzerindeki plastik atel ve bantlar çıkarılıyor.Çok merak ettiğiniz burun şeklini ilk kez biraz ödemli olarak görüyorsunuz.
Ancak hemen sonrasında burnu  ortalama 5 gün kalacak şekilde tekrar  bantlıyoruz. Artık çok daha rahatsınız.Atel az da olsa buruna dışarıdan bir baskı yapmış olabileceğinden çıkarıldığında rahatlamış oluyorsunuz.Bundan sonraki görüşmemiz ortalama 5 gün sonra olacaktır.
İkinci görüşmede artık büyük olasılıkla herşey tamamlanmış oluyor ki,daha sonraki takip programımız haftada-ayda-üç ayda ve yılda bir kontrollere çağrılarak devam ediyor.

İyileşme ne zaman tamamlanır,
Ameliyattan yaklaşık 7-10 gün sonra normal hayata geri döner,yolculuk yapabilir ve işinize başlayabilirsiniz.
10-15.günlerde yürüyüş şeklinde sizi fazla yormayacak aktiviteler yapmanızda fayda vardır.Ancak,tempolu egzersiz ve yüzmeye başlama zamanı ameliyat sonrası 3.ya da 4.hafta olmalıdır.
Gözlük kullanımı ortalama 1.ayda hafif çerçeveli bir gözlükle başlanabilir.(Lens kullanan hastalar,ameliyat sonrası 2-3.gün lenslerini kullanmaya başlayabiliyorlar.)
Burnunuza travma alabileceğiniz sporlara ve dalmaya 2.aydan önce başlamamalısınız.
Burun şeklinin  tam olarak oturması ortalama 1.yılda olacaktır.

Burun operasyonları özeldir, 
      Çünkü,   
            Harmonide temel taştır !

           Burun,şekliyle,büyüklüğüyle,simetrisi ve açılarıyla yüzün diğer yapılarını birbirine bağlayarak yüz  harmonisi ve uyumunda temel taştır.Harmonik bir yüzde  her bölgenin estetiği farklı oranda bakışı süslerken en önde yer alan burun şekli her zaman iddealıdır.
          Burun yapısı kişiye özeldir !
Yüz yapısı her kişide farklı olduğu gibi burun yapısı da yüze ve kişiye özel olmalıdır. Bu nedenle kişiye özel burun şekli tasarlanmalıdır. 
           Burun güzel olmalı !
                 Burun yüzün ortasında yer alır ve yüze bakıldığında ilk fark edilendir.Güzel burun,DOĞAL şekilli olandır.
Güzelliği hissedilen ancak ameliyat edildiği fark edilmeyen burun güzeldir.

Ameliyatın komplikasyonları nelerdir,
Ameliyat sırasında; septum delinmesi olabilir ki,bunun o anda tamir edilmesi faydalıdır.İleride burundan nefes almada ses gelmesine sebeb olabilmektedir.
Burun kemik ya da kıkırdaklarından fazla çıkarılması ya da burunun fazla küçültülmesi veya büyütülmesi olabilir.Hekim bunu farkederek ameliyat bitmeden düzeltebilir.
Ameliyattan hemen sonra kanama olabilir ki,kanamanın türüne göre hekiminiz işlem yapar.
İyileşme döneminizde,yüzünüzde özellikle üst dudakta,burun ucunda şişlikler ve uyuşukluklar olabilir ki, bunlar da zaman içinde gerileyecektir.
İlerki dönemlerde burun içi mukoza yapılarında yapışıklık meydana gelebilir ki, nefes almada yarattığı problem nedeniyle küçük bir cerrahi işlemi gerektirir.
  Her estetik operasyon için beklenilmedik ya da istenmeyen sonuçlar azda olsa gelişebilir.Burun operasyonları ne yazık ki ,bu konuda biraz şansızdır.Bu durumda ,problem ortaya konulup sabırlı davranarak yapılabilecekler tartışılmalıdır.Tıbbi kaynaklar,%10-20 oranında ameliyat sonrası revizyon dediğimiz cerrahi işlemlerin olabileceğini belirtmektedir.
Kullandığım teknik sayesinde revizyon oranımın %5'lerin altında olduğunu ve küçük müdahalelerle giderilebildiğini söyliyebilirim.
Revizyon cerrahisi için ideal süre ortalama 1 yıl beklemektir.
Burun operasyonlarında neler başarıyı arttırır,
Burun operasyonlarında başarıyı en fazla etkileyenlerden  ilkinin, hastanın ne istediğini kesin olarak bilip,beklentisinin gerçekçi olmasında saklı olduğunu düşünüyorum.
  Başarıdaki daha sonra önemli olanın ise,cerrahın doğru hasta seçmiş olmasına bağlıyorum.Her burun ameliyatı isteyen kişi,her zaman operasyon  için uygun vaka olmayabilir.
Kazandığım tecrübe bana; kişinin gerçekten burun operasyonunu kendisi için istemiş olması,beklentilerinin gerçekçi olması, ameliyat süreci ve iyileşme dönemindeki sıkıntılara hazır olduğunda ve yüzünü bir bütün olarak görüp, burun operasyonu onu ne kadar tatmin edeceğini iyi bildiğinde başarının kaçınılmaz oluduğunu göstermiştir.
Operasyon yapılacak hastanın seçimi,hekimin tecrübesi,tasarlamış olduğu burun şekline yaklaşma teknikliği ve özeni başarıyı sağlayan  önemli etkenler olurken, birde kişinin kendisiyle ilgili durumlar söz konusudur.
Kişiye bağlı değiştirilemez etkenler olarak; kişinin yaşı,anatomik yapısı ve yara iyileşmesine vucudun verdiği reaksiyon başarıyı olumlu ya da olumsuz yönde etkiler.Nedir bunlar dersek; burun cildinin ince olması,burun kıkırdak yapısının kalın olması,burun büyüklüğü yüzüyle fazla orantısız olmaması ve tüm yüz hatları orantılı olan kişilerde başarı oranı artarken,burun cildinin yağlı ve kalın olduğu,burun kıkırdaklarının ince olduğu,yüze göre çok büyük ya da çok küçük bir burun ve yüzün totalindeki  orantısızlık ya da asimetri başarı şansını azaltabir.
Kişiye bağlı olarak;daha önce operasyon ya da travma geçirmiş olmak,iyileşme döneminde gerekli özeni göstermemiş olmakta başarı şansını etkileyebilir.

İdeal burun nedir,
Kişinin yüzü ile orantılı büyüklükte,simetrisi tam,bakıldığı zaman güzel gözüken ancak ameliyat yapılmış olduğu fark edilmeyecek kadar doğal duran ve nefes alma problemi olmayan burun ideal değil midir?

MERAK ETTİKLERİNİZ
Burun estetiği ve nefes darlığı söz konusu ise hangisi önce yapılmalıdır?

Burunda yapılacak işlemlerin tek seansta  bitirilmesi her zaman idealdir. Burunda nefes problemini; burun orta bölmesi olan septum eğrilikleri ya da burun eti olarak bilinen konka büyümeleri yapar.Hasta da bu sıkıntılardan biri varsa ve burun estetiği yapılırken düzeltilmemişse bu durum hastanın  ileride büyük sıkıntı yaşamasına neden olur.
Birinci seansta nefes darlığı yapılıp sonraki bir seansta estetik yapılması estetik ameliyatının başarısını azaltabilir.Çünkü, birinci ameliyattan dolayı hem malzeme eksikliği hem de dokulara rahat ulaşım zorluğu oluşurken ,kişininde  ikinci kez ameliyat olması gerekir.

Burun estetiği ameliyatlarında hedef nedir?
Burun estetiğindeki hedef; sonucun doğal ve güzel olduğu,hızlı iyileşme süresi olan,ileride nefes alma problemi yaşatmayacak buruna tek seansta yapılan ameliyatla ulaşmaktır.

Deviyasyon ameliyatını (orta duvar eğriliği) estetik cerrah yapabilir mi?
Estetik cerrahlar esasında; plastik, rekonstrüktif ve estetik cerrahtır. Estetik tarafında yaptıkları cerrahiye sanat katarlar, plastik tarafında dokuları çok iyi şekillendirirler ve rekonstrüktif açıdan eğer doku eksikliği söz konusu ise onarımını gerçekleştirirler. Bu durumda estetik cerrah buruna hem dış görünüm kazandırır, hemde orta duvar rekonstrüksiyonunu en iyi şekilde yapar. Deviyasyonların klasifikasyonu, düzeltilmesi ve hatta orta duvarın tekrardan oluşturulması en iyi estetik, plastik ve rekonstrüktif cerrihinin sağladığı teknik zenginliği ve teknolojisi sayesinde gerçekleşmektedir.

Estetik burun küçük burunmudur?
Hayır.Estetik burun kişinin yüzüne en çok yakışandır.Bu nedenle bazı burun ameliyatlarında burunu küçültürken,bazı ameliyatlarda büyütebiliyoruz.
Burun estetiğinde kırma yerine neden mikro-motor  kullanıyorsunuz?
Şu an dünyada her hastanede, her diş hekimliği kliniğinde mikromotor sistemlerini görebilirsiniz. Artık ortopedi, beyin ve omurga cerrahisi, çene cerrahisi ve dişhekimliğinde olmazsa olmaz sistemler olan mikro-motor sistemleri kemikleri zarif bir şekilde kesip, törpüleme yapıyor.Dünyada çeşitli estetik cerrahi merkezlerinde kullanılan bu sistemler estetik cerrahi literatüründe yer almaktadır.
Hedef,burunda dışarıdan iz bırakmamak, kemik yapısını kırmadan şekillendirmek ve kırmaktan dolayı oluşan riskleri ortadan kaldırmak.
Bu teknikle ameliyat sonraki zamanlarda;burunda çökme,sarkma,kayma gibi olumsuzluklarında önlemiş oluyor.
Burun estetiğinde neden cilt kesisi yapmayı tercih etmiyorsunuz?
Estetik, plastik ve rekonstrüktif cerrahi eğitiminde şu vardır, görünümde mecbur kalmadan iz bırakmamak ve mümkün olduğunca cilt bütünlüğünü korumak.Burun estetiğinde ve yanında nefes problemi varsa bile profesyonel kapalı yöntemlerle herşey yapılabilir, burun ucu düzeltilir, burun kemeri şekillendirilir, deviyasyonların en zorlarına onarım yapılabilir.
Bu yöntemde cilt bütünlüğü bozulmadığı için ameliyat sırasında sonuç değerlendirilmesi kolaylaşır ve columellar bölgeden geçen damar ve sinir dalları kesilmediği için burun ucu dolaşımı ve duyusu hızlı bir şekilde toparlar.

Bilgiler Op. Dr. Yakup Avşar'dan alınmıştır. Sorularınız için kendisine 0212 270 09 93 no.dan ulaşabilirsiniz.

27/12/2008

sigaranın zararları

Sigaranın, vücudun çeşitli organlarında yaptığı tahribat ve kanserin yanında cilt sağlığı ve güzelliğinize de zararları vardır. İşte sigaranın zararları:

  • Ağız kokusu yapar, diş ve diş eti hastalıklarına yol açar.
  • Dudak, yanak ve gırtlak kanserine neden olur. Hatta sigarayı yakmadan dudağında taşıyan yada tütün çiğneyenlerde de ağız için kanserleri görülür.
  • Dilde, tat alma duyusunda bozulmalar olur.
  • Beyin hücrelerinin ölümüne yol açar. Öğrenme bozuklukları, hafıza zayıflığı ve erken bunama görülür.
  • Göz merceğinin saydamlığının azalmasına yani katarakta sebep olur.
  • Cildin yapısının bozulmasına neden olur. Leke ve kırışıklık oluşur. Selülitlere sebep olur.
  • Burunda koku alma duyusu azalır.
  • Sinüzit, farenjit, bademcik ve orta kulak iltihabı gibi üst solunum yolu hastalıklarına yol açar.
  • Damar sertliğini hızlandırır. Beyin ve kalpte damar tıkanıklığına neden olur. Kalp krizi ve tansiyon yükselmesi görülür.
  • Erkeklerde iktidarsızlığın başlıca sebeplerindendir. Ayrıca mesane kanserinin önemli nedenlerindendir.
  • Akciğerlerde çeşitli hasarlara, astım ve kronik bronşit gibi hastalıklara neden olur. Bronşlarda ve akciğerlerde birçok çeşit kanserin oluşmasına neden olur.
  • Gastrit, ülser ve reflü hastalığına sebep olur. Mide ve yemek borusu kanserine yol açar.
  • Gebelikte tüketilen sigara düşük doğumlara ve bebekte gelişme geriliğine neden olur.
  • Erken menopoz ve rahim kanserinin sebebidir.
  • Parmaklarda sararmaya ve tırnaklarda zayıflamaya yol açar.
  • Kemik erimesine neden olur.
  • Burger hastalığına sebep olur. Bu haslatık, el ve ayaklardan başlayarak tıkanıklığa yol açar ve uzuvların kesilmesi gerekir.
  • Vücutta yorgunluk, uykusuzluk hali, stres, gerilim, performansta düşme ve reflekslerde azalma görülür.
  • Pankreas kanseri riski artar.
  • Hastalık, yara ve ameliyat tedavileri uzun sürer.
  • Kullanılan ilaçları etkisizleştirebilir.
  • Bütçenize yük olur, çevre kirliliğine yol açar, yangınların en önemli sebeplerindendir.
  • Çocuklarınız kanseri önleyen genlerden yoksun hayata gelir.
  • Hamilelerde %10-15 eksik kiloda doğuma ve bebek zeka eksikliğiyle doğar.
  • Çevrenizdekileri de bu zararları verirsiniz. Çocuğunuzun sigaraya başlama oranı daha fazladır.

Blogcu ile yapıldı