Sitenizesayac.com
SüperTeklif'e üye ol, sen de kazan!

« Önceki | Sonraki »

31/5/2009

Kpss Coğrafya yaprak testleri (nobel yayınları)

http://www.ziddu.com/download/4417624/nobel_tarihkpss_1.pdf.html

31/5/2009

Kpss Önlisans Matematik Soruları ve çözümleri

http://www.ziddu.com/download/4018151/kpss2008onlisans-matematiksorularive.pdf.html

31/5/2009

Kpss nobel yayınları türkçe yaprak testleri

http://www.ziddu.com/download/4417705/kpss_turk_e_nobel_1.pdf.html

29/5/2009

RATATOUİLLE (İNDİR) 7 ALTERNATİF ! TEK LİNK





Seslendirenler :
Patton Oswalt (Remy) , Brian Dennehy , Janeane Garofalo , Brad Garrett (Auguste Gusteau) , Ian Holm , Ashley O'Connor , Adam Scott

Ağız tadına son derece düşkün ve iyi yemekten çok iyi anlayan minik fare Remy'nin en büyük hayali aşçı olabilmektir. Bir gün bir kaza eseri, şehrin en iyi aşçısının hizmet verdiği ve en önde gelen müşterileri ünlü yemek eleştirmenleri olan çok ünlü bir lokantanın kanalizasyon çukuruna düşer.

Hayallerindeki gibi büyük ve envai çeşit lezzetli malzeme ile dolu bir mutfaktadır. Yemek yapmaya olan tutkusunu gösterebileceği bir fırsat yakalayan minik Remy için hayallerindeki bu yerde olsa bile hayat hiç de kolay olmayacaktır. Ne de olsa o bir faredir ve insanlar fare görmekten, hele de mutfakta görmekten hiç hoşlanmamaktadırlar.




http://www.flyupload.com/?fid=314377
http://www.youswap.com/index.php?dow...1-005070760fdb
http://www.badongo.com/vid/415008
http://up-file.com/download/06e31e44...s.us-.avi.html
http://you-love.net/download/06e31e2...s.us-.avi.html
http://sharedzilla.com/en/get?id=91040
http://www.gigasize.com/get.php/-109...nius.us%5D.avi
Alt yazı : http://www.divxplanet.com/sub/m/13255/Ratatouille.html

2/5/2009

SEN BENİM NEYİNDİN?

Kimdin
---------
Aniden ciktin karsima dikildin
Neydin,neciydin,kimin nesisin ?
Gönlümün bulutlarini carpistirdin
Kurumus nefsime yagmurlari yagdirdin
Sen kimsin benim neyimsin?

Umutlarim
--------------
Herseyim yikilmis harabeye dönmüsken
Hic bir seyde ümitlerim kalmamisken
Gittigim yolun bile sonu gelmisken
Ciktin karsima kimsin,benim neyimsin?

Isyandayim
------------------
Ben kendimden bile nefret ederken
Herkesi ayni teraziye koymaya calisirken
Ihanetleri dizim,dizim ipe gecirirken
Dokundun bana sen benim neyimsin ?

Gülüyorsun
-------------------
Ayin bütün yildizlari etrafina toplayip
Gecenin zifiri karanligina inat dans ettirmesi gibi
Toplamissin bütün öpücükleri veriyorsun simdi
Yoksa tanidinmi beni sen benim neyimsin?

Yasa diyorsun
---------------------
Sen benim hic yasamadigimimi saniyorsun
Hayata küstügümü nerden biliyorsun ?
Gecmisimi cözmüssün takipmi ediyorsun?
Yasatmaya calisiyorsunda sen benim neyimsin?

Kaderimsin
------------------
Sen necisin söyle kimsin?
Ezelden beri gönlünden
Firar ettigim senmisin?
Adini koyamadigim alinyazim
Yoksa kaderimmisin?
Sen benim neyimsin?
Bakip bakip doyamadigim
Sevip sevip saramadigim
Özlenen hasretimmisin yoksa
Söyle bakim sen benim neyimsin?

Hosgeldin
--------------
Günesin bütün sicakligini vermeyemi?
Gül bahceme togumunu ekmeyemi?
Hayatini benimle paylasmayami
Beraber bambaska bir dünya yaratmayami?
Yasamadigim,tadamadigim,bakamadigim,doyamadigim
Bütün güzellikleri yasatmayami?
Sen benim icinmi geldin?
Geldiysen hosgeldin!!!!!!!
Sende eger birakip gitmeyeceksen ?
Hosgeldin gülüm hayatima Hosgeldin.



Nihat Yasul

1/5/2009

çörek otu nigella sativa

Peygamber(S.A.V) tarafından övülmüş olan çörekotu bitkisi dünyanın değişik yerlerinde değişik isimlerle bilinir ve destekleyici tedavide de bolca kullanılır. Açık mâvi renkli çiçekler açan ve 20-40 cm boyunda bir senelik, otsu bir bitkidir çörek otu. Yol kenarları ve özellikle ekin tarlaları içinde bulunur. Gövde dik ve kısa tüylüdür. Yaprakların alttakileri saplı, üsttekileri sapsızdır. Çiçekler uzun saplı ve tek tektir. Taç yaprakları iki parçalı ve bal özü bezleri taşıyan 8 tâne küçük parça hâlindedir. Meyveleri çok tohumlu olup, tohumlar siyah renkli ve oval şekillidir. Güney Avrupa, Balkan memleketleri, Kuzey Afrika, Türkiye ve Hindistan’da yetiştirilmektedir.
Çörek Otu asırlar boyunca, bitkisi ve yağı ile birlikte, Afrika’da, Asya’da ve Ortadoğu’da, günümüzde ise Amerika ve Avrupa’da milyonlarca insan tarafından “sağlıklarını desteklemek için” kullanılmaktadır. Aromatik bir baharat türü ve siyah rengi hariç susam tohumuna benzer olan çörekotu, geleneksel olarak çeşitli durumlar ve tedaviler için mükemmel bir ilaç olarak da kullanılmıştır.,

İslam alimleri de peygamberlerinin övmüş olduğu bu bitkiye bigane kalamamış ve hakkında bolca eser yayınlamışlardır. El-biruni ve ibn-i Sina bunlardan bazılarıdır.

Günümüzde ise özellikle Amerika ve Avrupa’nın elit bilim merkezlerinde çörek otu hakkında araştırmalar yapılmakta ve her geçen gün yıldızı parlayan bu şifalı bitki hakkında kesin kanıtlar elde edilmektedir.

Takriben %21 protein, %38 karbonhidratlar ve %35 bitkisel yağlardan oluşmaktadır. İçeriğindeki aktif maddeler, nigellon, thymoquinon ve uçmayan yağlardır. Diğer maddeler ise, linoelik asit(Omega-6, Omega-3), oleic asit, palmitik asit, kalsiyum, sodium, potasyum, demir, çinko, bakır, magnezyum, selenium, fosfor, vitamin A, vitamin B, vitamin B2, niasin ve vitamin C dir.

Yukarıdaki maddelerden özellikle nigellon ve thymoquinon etken maddeleri çörek otunun destekleyici özelliğiyle doğrudan alakalıdır.


Hangi Hastalıklarda Kullanılır?

1- İlk olarak çörek otu bir hastalık durumunda kullanılabileceği gibi günlük veya gün aşırı olarak öylesine de tüketilebilir. Aşırı alınmadığı taktirde herhangi bir yan etkisi ve zararı bildirilmemiştir.(not: Alerjinizin olmadığını var sayıyoruz.)

2- Çörek otu Bağışıklık sistemini güçlendirir.

3- Vücudu tahrip eden mikroplara karşı vücut direncini artırır.

4- Kanserden AİDS e kadar bir çok hastalıkta kullanılabilir.

5- İltihaplı vakalarda iltihap engelleyici olarak kullanılabilir.

6- Nefes darlığı ve solunum yolları hastalıklarında iyi bir yardımcı etken olduğunu defalarca kanıtlamıştır.

7- Çörek Otu özünün(yağından bahsediliyor) meme, prostat, cilt kanseri gibi bazı kanser türlerinde kanser hücrelerinin gelişmesini yavaşlattığı görülmüştür

8- Bayanlarda sıkça görülen rahim ve vajinal iltihaplara iyi geldiği bilinmektedir. (Bunu, iltihabı ve akıntıyı meydana getiren mantar hücrelerini yutan vücut savunma hücrelerini destekleyerek başarmaktadır.)

9- Çörek Otu Karaciğeri Tahripten Korur

10- Ayrıca bu mucizevi bitki canlılarda biriken zararlı toksik zehirleri de baskılar ve onların vücuttaki zararlı etkilerini en aza indirir. Özellikle hava kirliliği yaşanan illerimizde ki insanlarımızın bu mucizevi bitkiden her gün almaları gerçekten faydalarınadır.

11- Kolon kanserini engeller.

12- Şeker hastalığına Karşı sonderece fatdalıdır.

13- Yüzyılımızın hastalıklarından birisi de alerjidir. Özellikle gelişmiş ülkelerin insanları “nedeni anlaşılamayan bir şekilde” hemen hemen her maddeye karşı alerji geliştirebilmektedir. Çörek otunun alerjik reaksiyonlarda vücudu baskılayıcı rol oynadığı Berlin Charite Ünv. Tarfından kanıtlanmıştır.

14- Egzama gibi rahatsızlıklarda çörek otu iyi bir iyileştiricidir.

15- Romatizmal hastalıklar.

16- Mide rahatsızlıkları ve reflü.

17- Böbrek hastalıkları.

18- Alkolün zararlı etkilerinin en aza indirilmesi.

19- Kalp damar hastalıkları.

20- Anti oksidan oluşu.

21- Kolesterolün düşürülmesi.

22- Hiper Tansiyon(yüksek tansiyon) vakalarında.

23- Uyarıcı etkilerinden dolayı; hemoroit, hepatit, nezle, ishal, öksürük ve tenya gibi etkiler.


En genel Olarak Çörek Otunun Faydaları Şu Şekilde Sıralanabilir;

• Mikrop, virüs ve mantarlara karşı öldürücü tesire sahiptir.
• İfraz boşaltıcı ve solunum borusunu genişleticidir.
• Kansere karşı koruyucu etkisi vardır.
• Kan şekerini düzenler.
• Yorgunluk halini giderip zindelik verir.
• Damar hastalıklarını önler.
• Cinsel gücü arttırır.
• Hazmı kolaylaştırır.
• Vücuttaki toksinleri süzerek atar.
• İdrar söktürücü özelliği ile safraya iyi gelir.
• Yaraların çabuk iyileşmesini ve hücrelerin yenilenmesini hızlandırır.
• Alerjileri önler.

• Savunma sistemini dengeler.
• Hormon sistemini ve ruh hâlini sağlamlaştırır.


Hastalıklara Göre Çörek otunun Kullanım Şekilleri;

Astım ve Bronşiyal Problemler (Uzak Doğu, Orta Doğu ve Malezya)
Kahve içerisine bir çay kaşığı Çörek otu yağı karıştırılır. Günde iki defa alıır. Aynı zamanda, her gece Çörek otu yağı ile göğüs ovulur ve kaynar su içindeki Çörek otu yağının buharı nefesle içeri çekilir.

Sırt ağrısı ve diğer Romatizma çeşitleri (Orta Doğu ve Malezya)
Az bir miktar Çörek otu yağı hafifçe ısıtılır ve daha sonra romatizmalı alan yoğun bir şekilde sıvazlanır. Günde üç defa da yağdan bir çay kaşığı içilir.

Şeker Hastalığı (Hindistan)
Bir fincan bütün Çörek otu, bir fincan su teresi veya hardal tohumu, yarım fincan nar kabuğu ve yarım fincan şahtere otu karıştırılır. Toz haline getirmek için mikserden geçirilir. Bir ay boyunca, Hergün kahvaltıdan önce bir çay kaşığı Çörek otu yağı ile birlikte bir çay kaşığı karışım alınır.

İshal (Hindistan ve Orta Doğu)
Bir fincan yoğurt ile bir çay kaşığı Çörek otu yağı karıştırılır. Belirtiler kayboluncaya kadar karışımdan günde iki defa içilir.

Kuru Öksürük (Orta Doğu ve Kuzey Afrika)
Kahve içerisine bir çay kaşığı Çörek otu yağı karıştırılır ve günde iki defa alınır. Göğüs ve sırt Çörek otu yağı ile ovulur.

Grip ve Burun Tıkanıklığı (Genel)
Herbir burun deliğine 3-4 damla Çörek otu yağı akıtma, burun tıkanıklığını ve kafanın soğuk algınlığı ızdırabını giderebilir.

Saçın Kırlaşması(Genel)
Çörek otu yağı ile düzenli bir şekilde saçlara masaj yapılması, saçların erken kırlaşmasını önleyebilir.

Saç Dökülmesi(Hindistan ve Orta Doğu)
Kafa derisinin tamamına limonu darbeli bir şekilde sürün ve takriben 15 dakika böylece hareket edin. Sabunlayın. Durulayın ve saçların tamamını kurulayın. Daha sonra Çörek otu ile kafa derisinin içine masaj yapın. Kahve veya çaya bir çay kaşığı Çörek otu yağı karıştırarak için.

Saman Nezlesi (Orta Doğu)
Bir yemek kaşığı Çörek otunu bir bardak limon suyuna karıştırın. Belirtiler giderilinceye kadar, günde iki kez alın.

Baş ağrısı (Genel)
Alın ve kulaklara yakın yüz kısımları Çörek otu yağı ile ovulur ve kafa bandajlanır. Aynı zamanda bir çay kaşığı Çörek otu kahvaltıdan önce alınır.

Sağlıklı Cilt (Hindistan)
Bir çorba kaşığı Çörek otu yağı ile bir çorba kaşığı zeytin yağı karıştırılır. Bu karışım ile yüz ovulur ve en az bir saat böyle devam edilir. Sabunla yıkanır ve durulanır.
yüksek tansiyon:
Kahvaltıdan önce her sabah iki diş sarmısakla birlikte herhangi bir içeceğe bir çay kaşığı Çörek otu yağı karıştırarak alın. Çörek otu yağı ile bütün vücudunuzu ovun ve üç günde bir kez 1.5 saat güneş ışınlarına maruz bırakın. Bu işlemlere bir ay devam edin.

Uyuşukluk ve Yorgunluk (Türkiye)
Bir bardak saf ve taze portakal suyu ile bir çorba kaşığı Çörek otuna her sabah 10 gün boyunca devam edilir.

Hafıza Düzeltme (Orta Doğu)
100 mg kaynatılmış nane içerisine bir çay kaşığı Çörek otu yağı karıştırılır ve 15 gün içmeye devam edilir.

Kas Ağrıları (Genel)
Ağrıyan yerler Çörek otu yağı ile ovulur.

Sinirsel Tansiyon Stresi (Hindistan)
Bir fincan çay veya kahve ile bir çay kaşığı Çörek otu günde 3 kez alınmaya devam edilir.

İktidarsızlık (Genel)
200 g zeytin yağlı öğütülmüş Çörek otu tohumu, 100 g günlük, 50 g Çörek otu yağı, 50 g zeytin yağı, 200 g saf bal güzelce karıştırılır. Her öğünden sonra bir çorba kaşığı alınır.

Uyku Bozukluğu (Genel)
Balla karıştırılmış herhangi bir sıcak içeceğe bir çay kaşığı Çörek otu yağı ilave edilip akşamları içmeye devam edilir.

Diş ağrısı ve Diş eti iltihabı (Genel)
Önce sirke ile birlikte Çörek otu tohumları pişirilir. Çörek otu yağı ilave edilir. Diş ağrısı ve diş eti iltihabını gidermek için bu karışımla ağızda gargara yapılır.

Ülserler(Yaralar) (Endonezya ve Hindistan)
Ateş üzerinde Çörek otu tohumları kavrulur. Süsen kökü yağı ile veya kına bitkisi yağı ile karıştırılır ve merhem haline getirilir. Daha sonra cerahatlı yaralar üzerine yayılır. Sonra sirke ile muamele edilerek yıkanır.

Çörek otu Tohumu mu? Çörek otu yağı mı?

  1. Tezde Çörek otu tohumunun lifli yapısının sindirilemediği bu durumun çörek otunun etkinliğini azatlığı savunulmaktadır. Bu durumda çörek otu yağının daha faydalı olduğu söylenir.
  2. tezde ise çörek otu tohumundaki lifli yapının tohumda bulunan etken maddeleri vücuda yavaş yavaş ama etkili bir biçimde verdiği ve aşırı dozları engellediği söylenir.

Bu iki tezin de bilimsel verilerle kanıtlandığı söylenemez. Kimin haklı olduğunu ancak uzun yıllar deneme yanılma yöntemi bize gösterecek.

1/5/2009

gelin taçları








img516/5864/img0121vy7.jpg

12/1/2009

Diyaliz ve ultrafiltrasyon

Deneyin Adı:Diyaliz ve Ultrafiltrasyon

 

Deneyin Amacı:Kan plazması kullanarak amonyum sülfat çöktürmesiyle proteinleri denatüre etmeden gradient çöktürmeyle diyalizlenmesi

 

Teorik Bilgi:Proteinlerin amonyum sülfat çöktürmesinin neden tercih edildiği ve ‘salting in’ ,’salting out’ hakkında bilgi

Amonyum sülfat [(NH4)2SO4] çöktürmesi, kabaca çözeltinin tuz konsantrasyonunu artırarak proteinin çözünürlüğünü değişmesi ve bunun sonucunda denatüre olmadan çökmesine dayanan bir çöktürme yöntemidir. Bu yönteme genel olarak “salting-out” denir. Amonyum sülfat, genelde ucuz olması, çözünürlüğünün yüksek olması ve enzim yapılarına zarar vermeyen bir yapıda olması sebebiyle çok tercih edilen bir çöktürücü ajandır.

Proteinlerin çözünürlüğü, içinde bulundukları çözelti ortamının iyon şiddetine bağlıdır. İyon şiddetinin değişmesine bağlı olarak proteinler 2 etkiye maruz kalırlar: Birincisi tuz konsantrasyonlarının düşük bir değerden itibaren artırılmaya başlanması, proteinlerin çözünürlüğünü de artıracaktır ki bu etkiye “salting-in” denir. İkinci etki ise, çözeltinin tuz konsantrasyonu artırılmaya devam edilirse, bu sefer proteinlerin çözünürlükleri artık artmayıp düşmeye başlayacaktır. Bir süre sonra, çözeltide iyonik hale geçen tuz moleküllerinin suyla gireceği etkileşimler sonucu, proteinlerin çevresinde solvatize halde bulunan su molekülleri proteinlerin etrafından ayrılmak durumunda kalacaktır. Proteinlerin yüzeylerinde bulunan hidrofobik bölgeler ise, su molekülleri çevrelerinden gittiği için, birbirleri ile etkileşime girmeye başlayacaklar ve proteinler çökelmeye başlayacaklardır ki bu etkinin bütününe de “salting-out” denir.

     Yüksek iyon şiddeti değerlerinde, proteinlerin çözünürlük değerleri önemli derecede birbirinden ayrıldıkları için, amonyum sülfat çöktürmesi istenilen bir proteinin saflaştırılmasında kullanılan iyi bir yöntemdir.

Çöktürme yapılırken, amonyum sülfat derişimi her adımda biraz daha artırılarak, her adımda çöken proteinler toplanabilir. Çöktürme işleminin yapılacağı her adımda, gerekli ola amonyum sülfat miktarı hesaplanmalı ve fazla katım yapılmamalıdır.

Amonyum sülfatın çözeltiye katımı ve istenilen proteinlerin çökmesi sonunda, çöken proteinler santrifüjlenme yapılarak çözeltiden ayrılabilir. Bu teknik, kontamine olmuş büyük miktardaki proteinlerin elimine edilmesi açısından çok yararlı ve kullanışlı bir tekniktir.

Deneyin Yapılışı: Deneyimizde diyaliz denemesinde kullanacağımız proteini serumdan elde edebilmemiz için önce çöktürme işlemi uyguladık. Kan serum hacmi bir mezüre alınarak hacmi 2,5 ml olarak ölçülür. Ardından 1:3 oranında seyreltme olması için üstüne 7,5 ml Fosfat tamponu eklenir. Toplam hacmimiz böylece 10 ml olmuş olur. %20’lik amonyum sülfat çöktürmesi işlemi için deney notundaki tablodan ne kadar amonyum sülfat tartılması gerektiği bakılır. Deney notundaki tablo 1 L çözelti için tasarlandığı için biz 10 ml için tekrar hesaplarız.

x = (10 ml . 114 g) / 1000 ml = 1,14 g bulunur. Bulunan 1,14gram (NH4)2SO4 hassas tartıda tartılır. Ardından serum çözeltimiz bir buz banyosu içine alınır ve içine bir manyetik bar konulur. Ardından çözelti karıştırıcıya götürülür ve amonyum sülfat yavaş fakat seri hareketler ile çözeltimize eklenir. Amonyum sülfat eklenmesi bittikten sonra 15 dakika beklenir ve çözeltimiz 10 dakika boyunca 10000 rpm’de 4’Cde santrifüjlenmek üzere gönderilir.

Serum santrifüjden geldikten sonra, tüpte dibe çöken proteinler alınarak üzerlerine 5 ml saf su konur ve birinci diyaliz torbası içine konur, torba içine basınç oluşturması için hava üflenir, membranın üstü ve altı sıkıca bağlandıktan sonra su dolu kabın içine bırakılarak dengeye gelmesi beklenir.

 

1. çöktürmeden kalan süpernatant ise, %50’lik amonyum sülfat çöktürmesine tabi tutulacaktır. Bu yüzden 2 süpernatant alınır, mezürde toplanarak ölçülür, toplam hacim 10 ml gelir. 10ml çözelti için gerekli olan amonyum sülfat miktarı; x= (10 . 189) /1000 = 1,89 gr’dir. Bu miktar hassas tartıda tartılır. Çözelti yine buz banyosu içine konur ve içine bir manyetik bar atılır ve manyetik karıştırıcının üzerinde amonyum sülfat yavaş ancak seri bir şekilde eklenir. Ekleme bittikten sonra dengeye gelmesi için 15 dk beklenir ve beklendikten sonra 10 dk boyunca 10000rpm 4’C de santrifüjlenmesi için santrifüje gönderilir. Santrifüjden geldikten sonra, dibe çöken proteinler alınır, 5 ml saf su eklenerek çözelti vortexlenir ve 2. diyaliz torbasına da birinciyle aynı şekilde hava üflenir, altı ve üstü düğümlenir ve içi saf su dolu kaba bırakılarak dengeye gelmesi beklenir.

 

2. çöktürmeden kalan süpernatant kısmı, %100’lük amonyum sülfat çöktürmesine tabi tutulmak için bir mezüre alınarak hacmi ölçülür. Hacim 10ml gelir. 10 ml çözelti için ne kadar amonyum sülfat miktarı gerektiği hesaplanır. x= (10 . 392) / 1000 = 3.92 gr. 3.92gr amonyum sülfat hassas tartıda tartılır, çözelti yine buz banyosuna alınır ve manyetik karıştırıcı üzerinde amonyum sülfat yavaş ancak seri bir şekilde eklenir. Ekleme bittikten sonra ortamın dengeye gelmesi için 15 dakika beklenir. Bu süre sonunda 10 dakika boyunca 10000rpm 4’C de santrifüjlenmesi için tüpler santrifüje gönderilir. Tüpler santrifüjden geldiğinde, tüplerin içindeki çökelekler alınarak üzerlerine 5 ml saf su eklenir ve oluşan çözelti vortexlenir. Bu oluşan çözelti ise 3. diyaliz torbasına konur ve torbanın üstünden hava üflenerek, torbanın altı ve üstü sıkıca düğümlenerek, torba saf su dolu kabımıza konur ve diyalizin dengeye gelmesi beklenir.

 

3. çöktürmeden kalan tüplerin süpernatant kısmı da alınır, önceki işlemlerde olduğu gibi üzerine 5 ml saf su eklenir ve 4. diyaliz torbasına konur. Diyaliz torbasına hava üflenir, alttan ve üstten düğümlendikten sonra, içi saf su dolu kaba bırakılarak dengeye gelmesi beklenir.İşlem sonunda diyaliz kabında 4  ayrı fraksiyonumuz var.3’ü çökelek 4. sü de en son kalan çözelti olmak üzere.En son olarakta bütün grupların diyaliz işlemlerinin bulunduğu kabımızı soğuk odaya götürdük ve karıştırıcı ile diyaliz membranlarına akım sağlamak amacıyla karıştırıcı düzeneğine bıraktık.

 

9/1/2009

DUVAK MODELLERİ

9/1/2009

B HARFİYLE BAŞLAYAN BİTKİLER

Badem (prunus amygdalus) : Gülgillerden bir çeşit ağacın yemişidir. Meyvesi ancak çağla halindeyken yenir. Olgunlaştıktan sonra, sert kabukla kaplı olan içi yenir. Hekimlikte kullanılan kısmı da burasıdır. Başlıca 2 çeşidi vardır.

- Acıbadem
- Tatlıbadem

Faydası : Badem, bedeni ve zihni yorgunluğu giderir. Hamilelerin zayıf düşmemesini sağlar. Sütle içilirse mideyi kuvvetlendirir. Kabızlığı giderir. Nekahat devresini kısaltır. Böbrek mesane ve tenasül yollarındaki iltihapları giderir. Baş ağrısı, karaciğer ve böbrek ağrılarını hafifletir. Bronşit, boğaz ağrısı, anjin, boğaz yanması ve akciğer hastalıklarında faydalıdır. Bademyağı kabızlığı giderir. Egzama ve kaşıntıların verdiği rahatsızlıkları azaltır. Böbrek ve mesane taşlarının düşürülmesine yardım eder. Kulak ağrılarını dindirir. Yumurtayla karıştırılıp da, basur memelerine sürülecek olursa, ağrı ve yanmaları giderir.


Bakla (ful) : Baklagillerden hazmı kolay ve besleyici bir bitkidir. Ev ilaçlarında çiçekleri kullanılır. Bir çeşidi olan acıbakla ise, acı ve otsu bir bitkidir.

Faydası : İdrar yollarını temizler. Böbrek ağrılarını dindirir. Böbrek iltihaplarını giderir. Böbrek kum ve taşlarının düşürülmesine yardımcı olur. Lumbago, romatizma, siyatik ve dolama şikayetlerini giderir.


Baldıran (ağuotu) : Maydanozgillerden nemli yerlerde yetişen 1-2 metre boyunda zehirli bir bitkidir. Gövdesi kalındır. Saplarının alt kısmı erguvani renktedir. Yeprakları büyük, çiçekleri yayvan ve küçüktür. Terkibinde coniine vardır. Büyük baldıran ve küçük baldıran olmak üzere 2 çeşidi vardır. Ev ilaçlarında kullanılmaz.

Faydası : Hekimlikte ağrı giderici ve spazm giderici olarak, siyatik, tetanoz, epilepsi, trilemnius nevraljisi ve kore hastalığının tedavisinde kullanılır.


Baldırıkara (fujer) : Eğreltiotugillerden; nemli yerlerde yetişen otsu bir bitkidir. Yaprakları at yelesini andırır. Yurdumuzun hemen hemen her yerinde yetişir.

Faydası : Grip ve soğukalgınlığında hastayı rahatlatır. Balgam söktürür. Mide ağrılarını keser. Böbrek kumlarının dökülmesini sağlar. Derideki şişlikleri indirir. Saç dökülmesini önler. Aybaşı kanamalarının düzenli olmasını sağlar. Diğer ilaçlara da tat verici olarak kullanılır.


Balıkotu (hablülhilal) : Cava'da ve Malabar'da yetişen ve zehirli meyvesiyle balıkları sersemleterek yakalamaya yarayan zehirli bir bitkidir. 50 santim boyundadır. Dalları yeşil ve tüylüdür. İlaç olarak yaprak ve çiçekleri kullanır.

Faydası : Terletir, idrar söktürür. Vücudu rahatlatır. Had bronşit ve nezlede, bütün bulaşıcı hastalıklarda kullanılır.


Ballıbaba (laminum) : Ballıbabagiller familyasından bir çeşit bitkidir. Benekli ballıbaba ve arıların çok sevdiği ak ballıbaba gibi türleri vardır.

Faydası : Kabakulak, mayasıl ve kanlı basurda faydalıdır.


Bamya (hibiscus esculentus) : Ebegümecigiller familyasından; yaprakları asma yaprağına benzeyen, meyvesi beş bölmeli, tohumları yuvarlak ve yeşilimtrak gri renkte, sebze olarak yenen bir bitkidir. Amasya, Balıkesir bamyası gibi çeşitleri vardır.

Faydası : Kabızlığı giderir. Mide ve bağırsakların düzenli çalışmasını sağlar.


Banotu (konca) : Patlıcangiller familyasından; yol kenarlarında, gölgelik yerlerde yetişen, 80 santimetre kadar boyunda uyuşturucu ve zehirli bir bitkidir. Açık yeşil renktedir. Her tarafında beyaz, uzun tüyler vardır. Çiçekleri sarımtırak, kırmızımsı mor renktedir. Meyvesinin içinde yüzlerce tohumu vardır. Ev ilaçlarında kullanılması tavsiye edilmez.

Faydası : Teskin edicidir. Titreme ve çarpıntıyı giderir. Uykuyu kaçırır. Keyif verir. Beyin hastalıkları, kore hastalığı ve nikriste faydalıdır.


Basurotu (küçükkırlangıçotu) : Düğünçiçeğigiller familyasından; ilkbaharda çalılıklar arasında yetişen küçük bir bitkidir. Yaprakları üç parçalıdır. Yeşilimtıraktır. Yumruları yapraklarının arasındadır. Kökü küçüktür. Çiçekleri altın sarısı rengindedir. Sabahları açar, akşamları kapanırlar. Ev ilaçlarında kökleri kullanılır.

Faydası : Basur memelerinden doğan şikayetleri giderirler.


Behmen (kavzakökü) : Turp'a benzer, otsu bir bitkidir. 20 Ocak ile 20 Şubat arasında çiçek açar. Çiçeğinin rengine göre kızılbehmen ve akbehmen adında iki türü vardır.

Faydası : Basur memelerinden doğan şikayetleri giderir.


Bergamot (citrus bergamia) : Sedefotugiller familyasından bir çeşit narenciye türüdür. Meyvesinin kabuklarından güzel kokulu bir esans yapılır. Dalları seyrek ve kısa dikenlidir. Meyvesi armut şeklinde, sarımtırak yeşil veya altın sarısı rengindedir. 8-10 dilimi vardır. Bergamot meyvasından çıkarılan esans yeşilimtırak veya sarımtırak yeşil renktedir. Acı fakat hoş kokuludur.

Faydası : Koku vermesi için bazı ilaçlara ve çaya karıştırılır. Reçeli de yapılır.


Besbase (macis) : Hindistancevizi çekirdeğini örten özlü zardır. İçeriğinde esans ve yağ vardır.

Faydası : Teskin edici iştah açıcı ve vücudu kuvvetlendiricidir. Tavsiye edilen milktarı aşmamalıdır Aksi halde zehirlenme belirtileri görülebilir.


Beşparmakotu (kazotu) : Gülgillerden; yol kenarında ve çayırlarda yetişen 40-70 santimetre boyunda yabani bir bitkidir. Yaprakları beşparmak şeklindedir. Rozete benzer. Gümüşi renktedir. Uzun saplı çiçekleri, yaprakların arasından çıkar. Altın sarısı rengindedir. Yaprak ve kökleri Temmuz, Ağustos aylarında toplanıp kurutulur.

Faydası : İshali keser. Mide rahatsızlıklarını giderir. Vücuda kuvvet verir. Bademcik ve boğaz ağrılarını giderir. Diş ağrılarını dindirir. Diş etlerini kuvvetlendirir. Yüz lekelerini giderir ve cildi yumuşatır.


Bezelye (pisum) : Baklagillerden tırmanıcı bir bitki ve onun tohumudur.

Faydası : Kabızlığı giderir. Kan yapar. Kan kanserine karşı korur.


Biber (filfil) : Patlıcangillerden; taze iken yeşil ve çoğu acı olan meyvesi; sebze ve baharat olarak kullanılır. Bol miktarda C vitamini vardır. Acı ve tatlı, yeşil ve kırmızı çeşitleri vardır.

Faydası : Kırmızı biber ile hazırlanan ilaç, nevralji, lumbago ve romatizmada faydalıdır. Ayrıca biber, mideyi kuvvetlendirir. İştahı açar ve hazmı kolaylaştırır. Kanamaları önler. Cinsel arzuları kamçılar.


Biberiye (kuşdili) : Ballıbabagillerden; Akdeniz çevresinde çok yetişen; küçük, kalınca, ensiz ve kokulu yaprakları ile çiçeklerinden faydalanılan bir bitkidir. Yaprakları iğneye benzer. Boyu 2 metre kadardır. Çiçekleri mavi veya eflatundur. Çiçeklerinden renksiz veya soluk sarı renkte olan biberiye esansı çıkarılır. İçeriğinde kafuru, sineol, kamfen, pinen, borneol ve bornilasetat vardır.

Faydası : Hazımsızlığı giderir. Çarpıntıyı keser. Yarımbaş ağrılarını giderir. Baş dönmesini keser. Astım, bronşit ve kansızlıkta faydalıdır. Yağlı saçların yağını alır. Burkulmalarda ve deri yaralarında da haricen kullanılır. İdrar ve adet söktürür. Safra ifrazatını arttırır.


Binbirdelikotu (hypericum calycinum) : Çalılık ve fundalıklar arasında yetişen uzun ömürlü bir otsu bitkidir. 30-80 santimetre boyundadır. Gövdesi dört köşelidir. Yaprakları sapsızdır. Çiçekleri parlak sarı renktedir. Mayıs ve eylül aylarında çiçek açar.

Faydası : İdrar ve balgam söktürür. İştah açar. Sinirleri yatıştırır.


Bitotu (mezevek) : Düğünçiçeğigiller familyasından; bir çok çeşidi bulunan ve kuzey yarımkürede yetişen bir bitkidir. Tohumlarında Delphinine vardır. Zehirlidir.

Faydası : Bit, pire gibi zararlı asalak ufak böcekleri öldürmekte kullanılır.


Boruçiçeği (çançiçeği) : Çançiçekgillerden; çiçekleri boru biçiminde olan bir bitkidir. Çiçekleri turuncu renktedir.

Faydası : Nefes darlığı, bronşit ve astımın sebep olduğu rahatsızlıkları giderir.


Böğürtlen (tilkiüzümü) : Gülgillerden bahçe çitlerinde, yol kenarlarında kendiliğinden yetişen, dikenli bir çalıdır. Yemişi ahududuya benzer, fakat ondan küçüktür. Önceleri kırmızı iken sonraları kararır. Yaprakları; çiçekleri açmadan toplanıp, kurutulur. Birçok türü vardır.

Faydası : İdrar söktürür. Ayaklardaki şişlikleri indirir. Yüksek tansiyonu düşürür. Gözlerdeki zafiyeti giderir. Mesane taşlarının düşmesine yardımcı olur. Ağız, dil, diş eti ve bademcik iltihaplarını giderir. Kadınlarda görülen beyaz akıntıyı keser. Haricen kullanıldığı takdirde ağrıları dindirir, yanıkları iyileştirir. Kökü kaynatılıp, suyu içilecek olursa kandaki şeker miktarını düşürür.


Börülce (karnıkara) : Göbeği koyu renkli bir çeşit ufak fasulyedir. İçeriğinde protein, azot, nişasta ve C vitamini vardır.

Faydası : İdrar tutukluğunu ve anüs kaşıntısını giderir. Yanık tedavisinde kullanılır.


Buğday (triticium vulgare) : Birçenekligillerdendir. Sapları kamışsıdır ve içleri boştur. Çiçekleri başak şeklindedir. Yemişlerine buğday denir. İçeriğinde B vitamini ve karbonhidratlar vardır. Bunlar, tanelerin kepeğindedir. Bu nedenle buğday unu ne kadar çok kepekli, yani esmer olursa, o derece faydalı olur.

Faydası : Kepekli buğday unundan yapılan ekmek, kurabiye ve benzerleri bağırsakların düzenli çalışmasını sağlar. Kabız olmayı önler. Çimlendirilmiş buğday tanesi zihin yorgunluğu ve sinir bozukluklarını giderir. Damar sertliği, mide ve cilt hastalıkları olanlar, taze ekmek ve sıcak börek gibi şeyler yememelidirler.


Burçak (lathyrus) : Baklagillerden; taneleri hayvan yemi olarak kullanılan bir bitkidir. Taneleri mercimeğe benzer.

Faydası : Lapası; ezik, çürük tedavisinde; taneleri ise, isilik ve mayasılda kullanılır

Blogcu ile yapıldı